TEKNOLOJİK, toplumsal ve jeopolitik çatışmaların ortaya birbirinden farklı, sayısız gelecek senaryosu çıkarmasıyla birlikte şirketler, adapte olabilmenin gerekliliği ve öneminin farkına vardılar. Ancak, sistemik dönüşüm çalışmaları çoğu zaman sınıfta kalıyor. Genellikle CEO, cesur ve monolitik bir dönüşüm hedefi tespit ettikten sonra ona ulaşmak adına çok sayıda inisiyatifi hayata geçiriyor. Sorun şu ki, harici koşullarda yaşanan değişimler, belirlenen hedefleri sürdürülebilir olmaktan çıkarıyor. Sonuçta da ilk projeler arzulanan sonuçları vermiyor, sayısız yeni inisiyatif ortaya çıkıyor ve dönüşüm yolculuğu bütünlüğünü yitiriyor. Bu da çalışanların bitkinleşmelerine ve paydaşların hayal kırıklığına uğramalarına neden oluyor.
Giriş yap veya
ücretsiz üye ol, okumaya devam et