Belirsizliğin damga vurduğu bir dünyada yatırım kararlarının doğalarının değiştiğini belirten Ata Yatırım Genel Müdürü Alphan Akiz, teknolojik dönüşümün işlem platformlarının hızını artırmakla kalmayıp, şirketlerin iş modellerini ve değerleme mantığını da kökten değiştirdiğini ifade ediyor.
Sermaye piyasaları günümüze damga vuran belirsizlik, hızlı ve öngörülemez teknolojik gelişme ve jeopolitik kargaşa koşullarından nasıl etkileniyor?
Bugün sermaye piyasaları, belirsizliğin bir istisna değil, olağan durum hâline geldiği bir dönemden geçiyor. Jeopolitik riskler, sıkılaşan para politikaları ve teknolojinin baş döndürücü hızı, yatırım kararlarının hem zamanlamasını hem de doğasını değiştiriyor. Bu da hem şirketler hem yatırımcılar için ufuk süresini kısaltan, “sürekli senaryo güncellemeyi” zorunlu kılan bir dünya yaratıyor. Bu dönemde bizlere daha büyük görevler düşüyor.
Diğer tarafta teknolojik dönüşüm, sadece işlem platformlarının hızını artırmıyor, şirketlerin iş modellerini ve değerleme mantığını da kökten değiştiriyor. Veri, algoritmalar, yapay zekâ ve platform ekonomileri gibi soyut varlıkların bir kısmı bilançoda görünür değil. Bu da yatırımcı açısından “geçmiş veriye bakarak geleceği tahmin etme” konforunu azaltıyor. Sağlam ve sağlıklı bir gelecek öngörüsü yapmak için bu yapısal dönüşümleri iyi okumak, aynı zamanda regülasyon risklerini ve siber riskleri de dikkate alarak bir değerlendirme yapmak gerekiyor.
Bu ortamda piyasalarda iki eğilim öne çıkıyor. Bunlardan birincisi, volatilite artışı, ikincisi ise yatırımcıların daha fazla veri, analiz ve rehberliğe ihtiyaç duyması. Artık sadece “ne kadar getiri sağladın?” sorusu sorulmuyor, “bu getiri hangi riskle, hangi varsayımlarla ve ne kadar disiplinli bir süreçle elde edildi?” sorusu öne çıkıyor.
Bu tablodaki en kritik kırılma noktası, “Hangi varlık bu yıl en çok kazandırır?” sorusundan çok, “Hangi portföy, hangi senaryoda sürdürülebilir büyüme yakalar?” sorusu olmak durumunda. Yani tekil ürün seçimi değil, senaryoya dayanıklı, çok varlıklı, risk yönetimini merkeze alan portföy tasarımı öne çıkıyor.
Ata Yatırım olarak bu meydan okumalara nasıl yanıt veriyorsunuz?
Bu tabloyu biz Ata Yatırım’da bir tehdit olarak değil, iş modelimizi yeniden tasarlamak için güçlü bir çağrı olarak okuyoruz. Dolayısıyla verdiğimiz yanıt da üç eksende şekilleniyor: Büyüme, sadeleşme ve derinleşme.
Büyümeyi, sürdürülebilir değer olarak tanımlıyor ve ister bireysel, ister kurumsal ister nitelikli olsun, tüm yatırımcı yelpazesini kapsayıcı bir şekilde ele alarak uzun vadede ATA Yatırım’ın sağlıklı ve kalıcı bir şekilde büyüme sağlamasını amaçlıyoruz.
Süreçlerin sadeleşmesi bizim için çok önemli. Çünkü yatırım, her geçen gün daha da karmaşık ve çok boyutlu hale gelmeye başladı ve doğal olarak yatırımcılar çok zorlanıyor. Yatırımcının karar alma sürecinde gereksiz karmaşıklığı azaltıp, faydayı öne çıkaran bir deneyim tasarlıyoruz. Arkada ise çok daha gelişmiş, regülasyonla uyumlu ve otomasyona dayalı bir yapı çalışıyor. Risk profiline ve hedeflerine gerçekten hizmet eden, anlaşılır ve şeffaf bir çekirdek ürün setine odaklanıyoruz. Getirisi kadar volatilite, maliyeti ve likiditesi de net görülen, dili sadeleştirilmiş, yatırımcının rahatça sahiplenebileceği çözümlere odaklanıyoruz.
Bununla birlikte ürün ve danışmanlık tarafında derinleşiyoruz. Yatırımcıya tekil ürünler değil, hedef, risk ve zaman ufkunu birlikte ele alan bütüncül çözümler sunuyoruz. Amacımız sadece aracı kurum hizmeti sunmak değil, yatırımcı için risk ve varlık yönetimini uçtan uca ele almak.
Tüm bunların merkezinde ise dijitalleşme yer alıyor. Dijital bizim için sadece bir kanal değil, iş yapış biçiminin kendisi. Bu sayede hem ölçeklenebilir hem de kişiselleştirilmiş bir yapı inşa edebiliyoruz. Gerçek zamanlı veri analitiği, algoritmik modeller ve yapay zekâ destekli karar sistemlerini araştırmadan risk yönetimine, müşteriyle temas ettiğimiz tüm platformlara entegre ediyoruz.
Özetle, biz bu meydan okumaları savunmaya çekilerek değil, sadeleşen, analizde derinleşen ve uçtan uca dijitalleşen bir Ata Yatırım inşa ederek karşılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki kalıcı güven ve sürdürülebilir fayda, tam da bu üç eksenin kesişiminde oluşacak.
Özel olarak teknoloji konusunda dönersek, günümüzde iş dünyasını en çok meşgul eden konuların başında dijitalleşme geliyor. Bize bu alandaki girişimlerinizden bahseder misiniz?
Ata Yatırım’ın teknolojiyle ilişkisi yeni değil. Aracı bir kurum kültüründen geliyoruz. Bugün ise dijitalleşmeyi, uçtan uca yatırım yolculuğunu kapsayan bir dönüşüm olarak ele alıyoruz.
Hesap açılışından uygunluk testlerine, portföy önerilerinden raporlamaya kadar tüm süreci dijitalleştirirken temel hedefimiz, yatırımcı için hızlı ve anlaşılır, şirket için ise kontrollü ve sürdürülebilir bir yapı kurmak. Bu dönüşümde özellikle robotik süreç otomasyonu, veri analitiği ve yapay zekâ destekli karar mekanizmaları önemli rol oynuyor.
Grup şirketimiz ATP’nin yıllardır sektöre hizmet veren teknolojik birikimini kullanarak, hesap açılışından uygunluk testine, portföy önerisinden raporlama ve şikayet yönetimine kadar tüm akışı robotik süreç otomasyonu ve yapay zekâ destekli akıllı iş akışlarıyla baştan kurguluyoruz.
Müşteri tarafında odağımız, kişiselleştirilmiş ve uçtan uca dijital bir yatırım deneyimi. Üretken yapay zekâ ve veri altyapımızı birleştirerek her yatırımcıya risk profiline, hedeflerine ve davranışına uygun, daha isabetli yatırım yolculukları kurguluyoruz. Bunun somut örneklerinden biri, yapay zekâ destekli algoritmik işlem teknolojisini daha geniş yatırımcı kitlesine açtığımız Portföy+ ürünümüz.
Ata Yatırım’da tecrübeyi, teknolojiyi ve yapay zekâyı aynı denklemde buluşturmaya çalışıyor, tecrübeyi ve etiği korurken, analizi ve yapay zekâyı sürecin doğal birer parçası hâline getiriyoruz. Teknolojiyi insanın yerine konan değil, uzman ekipleri ve yatırımcıyı 10 kat güçlendiren bir kaldıraç olarak konumlandırmamızın sebebi de tam olarak bu. Belirsizliğin arttığı bir dünyada sermaye piyasalarını daha kırılgan değil, daha dirençli kılacak olan şey, doğru çerçeveyle kullanılan teknoloji, disiplinli risk yönetimi ve güvene dayalı bir yatırım kültürü olacak.
Teknoloji gündeminin başında yapay zekâ var. Sermaye piyasalarında yapay zekâdan nasıl istifade ediliyor?
Yapay zekâ bugün sermaye piyasalarında üç ana alanda öne çıkıyor: analiz, kişiselleştirilmiş yatırımcı deneyimi ve risk yönetimi.
Büyük veri setlerini insanın tek başına anlamlandırması artık mümkün değil. Yapay zekâ, bu veriyi süzüp anlamlı iç görülere dönüştürerek hem yatırım profesyonellerinin hem de yatırımcıların karar kalitesini artırıyor.
Aynı zamanda kişiselleştirme tarafında ciddi bir paradigma değişimi yaşanıyor. “Herkese aynı portföy” yaklaşımının yerini, yatırımcının davranışına, risk iştahına ve hedeflerine göre şekillenen dinamik öneriler alıyor. Burada da yatırım danışmanlarımız, yapay zekâdan alınan tüm bulguları iş modeli, sektör dinamikleri ve tecrübeyle yoğurup “yatırım önerisine” dönüştürüyor.
Risk yönetimi tarafında ise yapay zekâ, hem düzenleme uyumunu hem de portföy disiplinini güçlendiren görünmez bir güvenlik katmanı gibi çalışıyor. En büyük dönüşümün burada yaşanacağına inanıyoruz. Yapay zekâ destekli dijital asistanlar, yatırımcının risk iştahını, hedeflerini ve davranış biçimini öğrenerek kişiselleştirilmiş öneriler sunabiliyor ve bu sayede yatırımcının duygusal kararlar alma riskini azaltacak uyarı sistemleri kurulabiliyor.
Ata Yatırım olarak kendi Yapay Zekâ Analiz ürününüzü geliştirdiğinizi biliyoruz. Bize bu üründen ne gibi çıktılar almayı beklediğinizden bahseder misiniz?
Geliştirdiğimiz Yapay Zekâ Analiz ürününü bir “tahmin makinesi” olarak değil, karar destek sistemi olarak konumlandırıyoruz. Buradaki temel amacımız hem yatırımcılarımızın, yatırım danışmanlarımızın ve portföy yöneticilerimizin daha isabetli ve tutarlı kararlar almasını sağlamak hem de karar alma süreçlerini daha da şeffaf hâle getirecek, insan ve teknoloji uyumlu bir sistem oluşturmak.
Bu ürün sayesinde yatırımcılar farklı platformlarda dağınık hâlde bulunan verileri tek tek toplama ve yorumlama derdinden de kurtuluyor. Bilanço analizi ve finansal oranlara dayalı temel analiz, teknik göstergelerle yapılan teknik analiz ve haber akışını tek bir çerçevede bütüncül olarak ele alabiliyorlar. Analiz süreçlerinde daha fazla hız, tutarlılık ve operasyonel verimlilik sağlayabiliyorlar.
Buna ek olarak, yatırım danışmanlarımızın en sık karşılaştığı sorulara hızlı yanıt verebilen, chatbot benzeri bir yapı da geliştirdik. Böylece karmaşık veriler, tek bir noktadan erişilebilir ve anlaşılır hâle gelirken, yatırımcılar, çok sayıda analiz ve kaynağı ayrı ayrı takip etmek ve incelemek zorunda kalmıyor. Yani teknik olarak karmaşık ama kullanıcı tarafında son derece anlaşılır bir yapıdan söz ediyoruz.
Önümüzdeki dönemde bu ürünümüzü daha da geliştirerek, yatırımcının geçmiş tercih ve işlem alışkanlıklarını da dikkate alan, daha kişiselleştirilmiş analizler ve portföy odaklı karar destek çıktıları üreten bir yapıya dönüştürmek istiyoruz.
Sağladığınız bu çözümü benzerlerinden ayıran spesifik özellikler ve faydalar neler?
Yapay Zekâ Analiz ürünümüzü benzer çözümlerden ayıran ilk ve en temel özellik, gerçek yatırım süreçlerinin içine gömülü şekilde kurgulamış olmamız. Yani bu teknoloji ayrı bir ekran ya da deneysel bir araç değil, yatırımcının ve yatırım danışmanının günlük iş akışının doğal bir parçası olarak çalışıyor ve tüm süreç yatırımcının talebiyle başlıyor. Biz yatırımcıya hazır ve sabit bir model portföy sunmuyor, yatırımcının ister kendi portföyündeki pay senetlerini analiz edebilmesini, isterse farklı şirketleri karşılaştırarak yorumlatabilmesini sağlıyoruz. Bu yaklaşım, yatırımcının aldığı çıktıyı kendi karar süreciyle ilişkilendirmesini mümkün kılıyor ve hem karar alma hızını hem de karar kalitesini anlamlı şekilde artırıyor.
İkinci önemli fark, ürünün farklı yatırımcı profillerine aynı anda hitap edebilmesi. Derinlemesine bilanço analizi ve teknik göstergeler üzerinden detaylı analiz yapmak isteyen profesyonel yatırımcıların talepleriyle, daha özet ve sade değerlendirmelerle ilerlemek isteyen bireysel yatırımcıların ihtiyaçlarını tek bir yapı altında çözümlüyoruz.
Bir diğer kritik farkımız ise düzenlemelere tam uyum yaklaşımı. Sermaye piyasalarında teknoloji geliştirirken “yapılabilirlik” kadar “düzenlemeler açısından doğru olanı yapmak” da çok önemli. Biz bu dengeyi en baştan sistemli bir şekilde oluşturarak karşımıza sonradan sürprizler çıkmasına izin vermiyoruz.
Buraya kadar söylediklerimden da anlaşılacağı üzere biz tam bir hibrit model sunuyoruz ve bu açıdan benzer bir çok üründen de ayrışıyoruz. Yapay zekâ analiz yapıyor, öneri üretiyor ama süreç yönetimi ve nihai değerlendirme kısmı her zaman insanda. Bu da teknoloji ve insan ekseninde zaman zaman yaşanan güven sorunlarının önüne geçiyor, yatırımcıların güveninin her koşulda yüksek olmasını sağlıyor.
Son olarak, gelecek planlarınıza da değinmek isteriz. Ata Yatırım 2026 yılı için ne gibi hedefler belirledi?
Ata Yatırım olarak 2026 stratejimizi üç kelimeyle özetliyoruz; büyüme, sadeleşme ve derinleşme. Ata Yatırım’ı sadece işlem yaptıran bir aracı kurum değil, yatırımcının hayatını kolaylaştıran, şeffaflığı ve güveni artıran bir yatırım ekosistemi olarak konumlandırmak istiyoruz. Bu üç ayaklı strateji, müşteri memnuniyetinde sektör ortalamasının belirgin şekilde üzerinde, referans gösterilen birkaç kurumdan biri olma yolunda bize ciddi bir katkı sağlayacak.
Üç ana hedef setimizden ilki büyüme: Bu kapsamda kurumsal, nitelikli ve bireysel yatırımcı dengesini koruyarak büyümeyi amaçlıyoruz.
İkincisi sadeleşme: Ürün setimizi daha sade ve anlaşılır hâle getirmek istiyoruz.
Üçüncüsü ise derinleşme: Ürün setimizi sadeleştirirken aynı zamanda farklı risk profillerine göre net ayrışan bir yapıya dönüştürerek bir derinleşme sağlamayı amaçlıyoruz. Böylece sadece bilanço anlamında büyüyen değil, Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesine somut katkı veren bir Ata Yatırım hedefliyoruz.
Bu üç stratejinin kesişim kümesinde ise dijitalleşme yer alacak. Bir başka ifadeyle, teknoloji ve dijitalleşme bu üç hedefe ulaşırken bizim en büyük silahımız olacak.
Aslında Ata Yatırım’ın teknolojiyle ilişkisi yeni değil. Aracı kurum olarak geçmişten bugüne sermaye piyasalarında her zaman öncü teknolojileri yatırımcılarla birleştiren bir şirket olduk. Teknoloji bizim DNA’mızın ayrılmaz bir parçası.
Bugün ise daha önce paylaştığım bir çok örnekten de anlaşılacağı gibi, teknoloji ve dijitalleşmeyi operasyonel araçlar değil, yatırımcı için somut değer üreten stratejik bir yetkinlik olarak görüyor, tüm ürün ve süreçlerimizi bu anlayışla tasarlıyoruz. Bu süreçte grup şirketimiz ATP’nin teknolojik altyapı gücü bize büyük bir kolaylık sağlıyor. Hedefimiz, tecrübemizi ve etik duruşumuzu, yapay zekâ destekli daha akıllı ve dirençli portföylerle birleştirerek yatırımcının yanında olmak.
Bunu, bireysel yatırımcı tarafında daha erişilebilir, daha akıllı ürünlerle, kurumsal tarafta ise sermaye piyasalarını etkin bir finansman ve risk yönetimi aracı hâline getiren çözümlerle gerçekleştirmek istiyoruz.
Önümüzdeki dönemde Ata Yatırım’ın ajandasında yapay zekâ destekli yatırım danışmanlığı, senaryoya dayalı portföy önerileri ve algoritmik trade altyapısının yatırımcıya daha demokratik şekilde açılması önemli yer tutacak.