Giderek daha fazla şirket sağlam sürdürülebilirlik taahhütlerinde bulunuyor. En büyük 2 bin halka açık şirketin 700’ünden fazlası net sıfır taahhüdünde bulundu. FTSE 100’den 59 şirketse 2050’ye kadar net sıfır emisyon taahhüdünde bulundu. S&P 500 şirketlerinin üçte ikisi bir tür emisyon azaltma hedefi belirledi.

Ancak, firmam L.E.K. Consulting tarafından yapılan araştırma, bu kurumların bir çoğunun bu taahhütleri yerine getirmekte zorlandığını gösteriyor. Sürdürülebilirliğin bu yeni düzey zorluğunun kapsamını ve doğasını haritalandırmak amacıyla L.E.K Consulting farklı sektörler ve ölçeklerden 400 küresel C-seviye ve kıdemli yöneticilerle araştırma yaptı. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 28’inin yıllık geliri 10 milyar dolardı. Bulgularımıza göre liderlerin yüzde 51’i uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için kısa vadeli finansal performanstan feragat edebileceklerini söylüyor. Bununla birlikte yüzde 58’ine göre kurumları bunu nasıl yapacakları konusunda fikir birliğine varmış değil.

Aslına bakılırsa, araştırmamızda liderlerin sürdürülebilirliği ne kadar faaliyete geçirmek isterse kurumlarının bu görev için o kadar hazırlıksız olduğunu – şirketin uyumlu çalışamadığını ve önemli beceri ve ölçütlerin eksik olduğunu - fark ettiğini bulduk. Sorunlar şirket içinde, sürdürülebilirlik imdat çağrısı şirketin içinden geliyor.

Şirketler İyi Niyetli

Araştırmamız kurumların sürdürülebilirlik hakkında ciddi olduğunu doğruladı. Halka açık şirketlerin yöneticileri (yüzde 54), tüm katılımcılara (yüzde 51) kıyasla ESG meselelerini kısa vadeli finansal performansı olumsuz etkilese bile ele almaya daha istekli. Anket yapılan liderlerin yüzde 51’i ESG’yi büyüme için bir itici güç olarak görüyor. Diğer yüzde 20’si ise ESG’ye inovasyon bağlamında odaklanıyor.

Taahhütlerini yatırımlarla destekliyorlar. Katılımcılara göre gelecek beş yılda eylemin ve yatırımın asıl odağı “sürdürülebilir hizmetler/ürünler ve bunların dağıtımı.”

Tüm bunlar söz konusuyken, kurumların daha iyi ve daha hızlı bir ilerlemeyi raporlamamaları ilk bakışta garip görünüyor. Bunu yapmıyorlar ve nedenleri çabucak belli oluyor. Sorun şirket dışındaki paydaşlarla ve liderlik ekibi içinde uyumun eksik oluşu.

En önemli nokta öncelikleri belirleyip dengelemektir. Yöneticilerin yüzde 58’i liderlik ekibi içinde kısa vadeli öncelikleri uzun vadeli ESG hedefleriyle dengeleme konusunda önemli görüş ayrılıkları olduğunu söyledi.

Bu tür şirket içi farklılıklar ne kadar çok şeyin tehlikede olduğunu ve raporlamanın yükünün ne kadar zorlu olabileceğini gösteriyor. Sürdürülebilirliği stratejinin merkezine taşımak, ESG hedeflerini gerçekleştirmek için yapılan stratejik seçimlerin finansal ve finansal olmayan faydalarının analizini gerektirdiği gibi enerji maliyeti, tedarik zinciri etmenleri ve itibar riski gibi ESG raporlamasına içkin olan riskleri anlamayı gerektirir.

Yönetim kurulları ve yöneticiler bu risklerin farkında olsa da ilerlemeyi izleyecek ölçütleri ve KPI’ları yoktur. Şirketlerin sadece yüzde 27’sinin kurumu kapsayan ESG KPI’ları var ve çok daha azının (sadece yüzde 3’ünün) tamamen yerleşik ESG KPI’ları var.

Bu tür ölçütler olmadığında şirketler yönetici ücretlerini ESG hedefleriyle uyumlu hale getirmek için mücadele edecekler. Liderler, yönetici ücretlerini sürdürülebilirlik hedeflerine bağlamanın ESG hedeflerine ulaşmada kilit bir adım olacağını kabul ediyorlar. Ancak, şirketlerin çok azı şu anda bu konumda.

Bir Dizi Güçlük

Uyum sorunu sadece şirket içinden kaynaklanmıyor. Sürdürülebilirliğe engel olan şeyler hakkında sorulduğunda yöneticilerin yüzde 33’ü liderlik ekibi içinde uyumsuzluk olduğundan bahsetse de yüzde 34’ü şirket dışında önemli paydaşlarla stratejik uyumun eksik olduğunu söyledi.

Başka etmenler de var. Yöneticilerin yüzde 33’ü kurumun doğru kültüre veya anlayışa sahip olmadığını, net karar verme ve hesap verebilirlikle ilgili yetkinliklerin ve becerilerin eksik olduğunu belirtti.

“Kurumunuzun ESG hedeflerine ulaşmakta en hazırlıksız olduğu en önemli alan nedir?” diye sorulduğunda katılımcıların yüzde 43’ü ödül ve teşvik çerçevelerinden, yüzde 40’ıysa doğru kültürden ve üst düzeydeki kişilerin iletişimi ve katılımından bahsetti.

Diğer zorluklar şunları içeriyor:

  • Yöneticilerin yüzde 79’u kurumun gerekli beceri ve yetkinlikleri uygulamaya sokması gerektiğini söyledi.
  • Yöneticilerin yüzde 59’u kurumlarının iklimin getirdiği finansal risk ve fırsatı anlamakta önemli bir ilerleme kaydetmediğini söyledi.
  • Yöneticilerin yüzde 54’ü şirketlerinin yatırım tahsisiyle ESG etmenlerini birleştirmekte geride kaldığını söyledi.
  • Yöneticilerin yüzde 48’i şirketlerinin mevcut ürün ve hizmet portföyünün daha sürdürülebilir bir geleceğin ihtiyaçlarına hizmet etmediğini söyledi.

Liderlerin sürdürülebilirlik programlarını hızlandırıp faaliyete geçirmek için atabileceği beş adım.

Sürdürülebilirlikte ilerleme yolunda engel olan bunca etmen varken liderler ne yapmalı?

  • Stratejik uyum sağlayın. Sürdürülebilirlik inisiyatifleri için ortak bir dil oluşturmaya çalışın. Vizyon ve hedefler geliştirin. Bu hedeflere ulaşmak için gereken stratejik seçimleri anlayın ve ifade edin.
  • Eğitime yatırım yapın. Üçüncü taraflardan destek arayın ve bu desteğe yatırım yapın. Uyumu artırmak ve gereken becerileri oluşturmak için yerleşik eğitim kurumlarına ve programlarına başvurun.
  • Stratejik seçimleri değerlendirin. ESG hedeflerine ulaşmaya yardımcı olan her seçimin finansal ve finansal olmayan faydalarını analiz edin. Sürece tüm liderlik ekibini dahil edin.
  • KPI’lar oluşturun. Hedeflere ulaşmak için neler gerektiğini tanımlayın. Ölçüm yapmayı mümkün kılan KPI’lar belirleyin. Raporlama ve izleme sağlamak için veri yakalama yetkinlikleri ve sistemleri oluşturun.
  • Ücretleri hedeflerle uyumlu hale getirin. Sürdürülebilirlik vizyonu ve hedefleri belirlendikten sonra ara hedefler belirlenir ve KPI’lar uygulamaya konur. Bunun ardından sürdürülebilirlik performansını ve ilerleyişini ödüllendirmek için ücretleri KPI’larla uyumlu hale getirin.

Sürdürülebilirlik performansı söz konusu olduğunda ortaya konan çok şey var. Yatırımcıların, düzenleyicilerin, ortakların, müşterilerin, tüketicilerin ve toplumun beklentileri giderek artacak. Fırsatı anlayan liderler -ki çoğu anlamış görünüyor- şu anda adımlar atmalı, sürdürülebilirliği kesinlikle stratejiye bağlamalı ve tamamen faaliyete geçen bir sürdürülebilirlik programının sağlayacağı büyüme ve değer kazanımlarını yakalamalıdır.