Bu makale Harvard Business School Working Knowledge tarafından hazırlanmış olup, öğretim üyesi Shirley Lu'nun görüşlerini yansıtmaktadır.

 

Tedarik zincirinin karbondan arındırılması uzun süredir kritik bir güçlükle karşı karşıya: Tedarikçilerin emisyon azaltıcı yeniliklere yatırım yapmalarını sağlamak. Zira bunların kimler tarafından satın alınması gerektiği halen belirsiz.

Ancak kurumsal karbondan arındırma hedefleri, tedarikçilerin umut vadeden iklim çözümlerini desteklemeleri ve bunların ölçeklendirilmesini desteklemek için ihtiyaç duydukları talep sinyalini sağlayabilir. Harvard Business School’da yardımcı doçent olan Shirley Lu'nun araştırması, şirketler iklim hedeflerini açıkladıklarında, tedarikçilerinin de buna katıldığını ve açıklamanın sadece hedeften ibaret olsa dahi güçlü bir domino etkisi yarattığını ortaya koyuyor.

Aslında her bir kurumsal hedef, tedarikçilerin iklimle ilgili ürün ve hizmetlere yönelme olasılıklarını (yeni sözleşmelerle kanıtlandığı üzere) ilk müşterinin hedef belirlemesinden sonra yüzde 1,9 puan, ikinci müşteriden sonra ise yüzde 1,4 puan daha artırıyor. Küresel çapta potansiyel milyonlarca tedarikçinin iklim yatırımlarını teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadelede güçlü bir rol oynayabilir.

Lu ve çalışma arkadaşlarının “Enterprise Emission Targets as Demand Signals for Supply Chain Coordination” başlıklı çalışmasına dair makale, Temmuz 2026 tarihinde yayınlandı. Makalede, “Müşteri konumunda olan az sayıdaki büyük firma, tedarik zincirlerindeki merkezi konumları nedeniyle sistem genelinde değişikliklere yol açabilir” ifadesi kullanılıyor.

Yarattıkları çevresel etkiler düzenleyicilerin, aktivist yatırımcıların ve iklim odaklı tüketicilerin odağında olsa da büyük şirketlerin tedarik zincirleri birçok sektörde önemli miktarda emisyon üretiyor. ABD hükümeti çevresel etkilere dair kuralları azaltırken, büyük şirketler yine de tedarikçileri aracılığıyla değişimi tetikleyebilirler. Bu tedarikçiler genellikle küçük işletmelerden oluşuyor ve doğrudan düzenlemeye tabi olma olasılıkları daha düşük.

Lu makalesini, University of California, Haas School of Business’ta yardımcı doçent olan Shawn Kim, HBS doktora öncesi araştırma görevlisi Ling Lin ve doktora öğrencisi Francesco Tripoli ile birlikte kaleme aldı.

SEKİZ BİN İKLİM DUYURUSUNU İNCELEMEK

Araştırmacılar dünya çapındaki şirketlerden elde edilen, yaklaşık 5,6 milyon sözleşme yıllık gözlem içeren, yirmi yılı aşkın süre boyunca birikmiş FactSetRevere tedarik zinciri ilişkileri verilerini incelediler. Son araştırmalardan elde edilen yöntemlere dayanarak, iklime ilişkin sözleşmeleri belirlemek için ince ayarlı bir yapay zekâ modelini kullandılar.

Lu, iklim düzenlemelerinin sıkılaştırılması ve emisyonları azaltmaya dair endüstriyel eylemlere yönelik genel eğilimin, talep sinyallerinin etkisini ayrıştırmayı zorlaştırdığını söylüyor. “Her şey çoğalıyordu. Hedef açıklamaları çoğalıyordu. İklim çözümleri çoğalıyordu.”

Gürültüyü azaltmak için araştırmacılar, haber başlıklarında bahsedilen ve tedarikçiler tarafından en çok görülebilecek olan, 2006 ile 2023 yılları arasındaki 8 bin kurumsal iklim anonsuna odaklandılar. Çalışmalarına sadece hedef yılları içeren, iklim veya çevre sorunlarına atıfta bulunan duyuruları dahil ettiler.

Ekip, mevcut sözleşmelere dayanarak tedarikçiler ve müşterileri eşleştirerek tedarikçilerin müşterilerin hedeflerine verdikleri yanıtları, etkili olabilecek sektör trendlerini de dikkate alarak izledi. Bu işlem, belirli bir müşteri hedefinin etkisini, iklim düzenlemeleri gibi sektördeki tüm tedarikçileri etkileyebilecek daha geniş sektör sinyallerinden ayırmaya yardımcı oldu.

Sözleşmelerin yatırımın kesin bir ölçüsü olmadığını kabul etseler de, bu tür duyuruların ardından tedarikçiler arasında iklime dair sözleşmelerin payı ortalamaya göre yaklaşık yüzde 5 oranında artıyordu.

Sektör Genelinde Yayılma Etkisi

Emisyon hedeflerinin değişime yol açma olasılığının en yüksek olduğu durumlar şunlardı:

  • Müşteri ilişkisi ekonomik açıdan önem taşıdığında.
  • Tedarikçiler daha fazla belirsizlikle karşı karşıya kaldıklarında.
  • Hedefler daha bilgilendirici olduğunda.

Daha da önemlisi araştırmacılar, görünüşte daha az güvenilir olan emisyon hedeflerinin dahi önemli ve karşılaştırılabilir tedarikçi tepkileri uyandırdığını fark ettiler ve bu tür hedeflerin tedarik zinciri koordinasyonunu kolaylaştıran önemli talep sinyalleri olarak hizmet edebileceğini tespit ettiler.

Araştırmacılar bir duyurunun doğrudan etkisinin ötesinde, bir yayılma etkisi yarattığını da gözlemlediler. Doğrudan müşteri/tedarikçi ilişkisinin dışında kalan şirketler de hedefi gelecekteki talebin bir işareti olarak algılamışlar ve buna göre yatırım yapmışlardı.

Örneğin, büyük bir otomobil üreticisinin karbonsuzlaşma hedefi, sadece mevcut çelik tedarikçilerini “yeşil” yöntemleri araştırmaya teşvik etmekle kalmaz, aynı zamanda rekabetçi kalmak isteyen diğer çelik üreticilerini de harekete geçirir.

Tripoli, “Hedef belirleyen müşterilerle şu anda bağlantılı olmayan diğer tedarikçilerin de aynı yolu izlediklerini görüyoruz” diyor. “Burada, yeni bir iş fırsatı görüyorlar. Bu nedenle tepki veriyor ve iklim çözümlerine yöneliyorlar... Bu da karbonsuzlaşmayı hızlandırmada büyük ölçüde yardımcı olabilir.”

Sadece Lâfta Kalmıyor

Science Based Targets Initiative’e göre, 2025 yılı itibariyle dünya genelinde 10 binden fazla firma emisyon azaltma hedefi belirledi. Gerçekçi olmayan hedefler, yeşil aklama olarak eleştirilse de Lu’ya göre şirketler genellikle hedeflerini iyi niyetle belirliyorlar.

Lu, “Bir şirketle konuştuğumda, kasıtlı olarak yeşil aklama yapmadıklarını anlıyorum” diyor. “Bence birçok şirket hâlâ bu hedeflere nasıl ulaşılacağını öğreniyor.”

Araştırmaya göre, anlamlı bir değişim yaratmayı hedefleyen şirketler şunları yapmalılar:

İklim hedeflerini tedarik sinyalleri olarak düşünün.

Liderler, hedefe ulaşamadıkları takdirde eleştirilmekten korktukları için emisyon hedefleri belirlemekten çekinebilirler. Ancak Lu’nun bulguları, hedeflerin daha geniş bir amaca hizmet edebileceğini ve sektör genelinde yatırımları teşvik edebileceğini gösteriyor. Bu tedarikçi yatırımları, satın alma şirketlerinin hedeflerine doğru ilerlemelerine ve iklim adaptasyonunda avantaj elde etmelerine yardımcı olabilir.

Araştırmacılar, “Havayolları, sürdürülebilir jet yakıtında büyük ölçekte üretime geçilmeden net sıfır hedeflerine ulaşamazlar. Otomobil üreticileri, çelik üreticileri yeşil çeliği geleneksel çeliğe kıyasla benzer bir maliyetle tedarik edemedikçe net sıfır emisyona ulaşamazlar” diyor.

Mükemmelliğe değil, eyleme öncelik verin.

Makaleye göre, emisyon açıklamaları konusunda uzun bir geçmişe sahip şirketler, tedarikçilerinin daha büyük yatırımlar yapmalarını sağlayamadılar. Bu nedenle, iklim hedefleri belirlememiş veya uyum girişimleri başlatmamış olan firmalar, ideal plana ulaşana kadar beklememeliler. Aslında ilerleme şimdi başlayabilir.

Araştırmacılar, “Kanıtlar, tedarikçilerin iklim çözümlerine yönelik gelecekteki talebe ilişkin daha güvenilir müşteri hedeflerine daha güçlü yanıt verdiklerini gösterse de, talep sinyal kanalının çalışması için tam güvenilirlik gerekli değil” yorumunu yapıyorlar.

Mümkün olduğunca birlikte hareket edin.

Bulgulara göre, müşteriler diğer şirketlerle birlikte hedef belirlediklerinde tedarikçilere daha güçlü bir mesaj gönderebilirler. Bu nedenle, iklim ortaklıkları gelecekteki talebi işaret etmede önemli bir rol oynayabilir. Daha geniş anlamda makale, müşteriler ve tedarikçiler arasındaki işbirliğinin önemini vurguluyor.

Bu konuda Lu, “Hedef güvenilirliği statik değildir” diyor. “Müşteri hedefleri tedarikçileri yatırım ve yenilik yapmaya teşvik ederse, iklim çözümleri daha ucuz ve daha yaygın hale gelebilir. Zamanla, bu durum iklim hedeflerini ulaşılabilir iş planlarına dönüştürebilir.”