Vodafone Türkiye, 5G ve yeni nesil bağlantı yatırımlarına yönelik hedeflerini, Ankara’daki Vodafone Business TechConnect etkinliğinde paylaştı. Etkinlikte bir araya geldiğimiz Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu ile Vodafone Business’ın hedefleri ve 5G sürecine ilişkin planlarını konuştuk.
Yeni nesil teknolojilerin gelişimiyle telekom operatörlerinin sundukları hizmetler de farklılaşıyor. Bu bağlamda önümüzdeki süreçte, Vodafone için öncelikli teknolojiler neler olacak?
Mobil operatörler, hayatımıza girdiğinde ses iletişimde adeta bir devrim yaşandı. Cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla insanlar bulundukları her yerden ulaşılabilir hale geldi. 2008’de 3G ile mobil interneti tanıdık. Akıllı telefonlar ve görüntülü arama dönemi başladı. 1 GB’lik veriyi 15 dakikada indirebiliyorduk. 4G ile video, çevrimiçi yayıncılık, nesnelerin interneti ve M2M hayatımızın parçası oldu. Aynı kapasitedeki veriyi indirme hızı bir dakikaya indi. Şimdiyse 5G ile yepyeni bir dönemin kapısını açıyoruz. 4G ile bir dakikada yaptığımız 1 GB’lik indirme işlemini, 5G ile sadece beş saniyede tamamlayacağız. Bu; hız, kapasite ve verimlilikte radikal bir değişim anlamına geliyor.
5G artık sistemlerin konuştuğu mimari bir değişim çağını ifade ediyor. 5G sayesinde mobil şebekelerin; sürücü asistanlarıyla otonom araçların güvenli şekilde yönlendirilmesi, sensörler ile birbiriyle bağlantı kuran cihazlar, enerji şebekelerinin milisaniyeler içinde karar almasını mümkün kılıyor. Dolayısıyla sesin değil verinin öne çıktığı bir dönemdeyiz ve 5G de bunu milisaniyelere taşıyor. Bu da mobil operatörleri veriye odaklı hale getiriyor.
Biz Vodafone Business olarak, 2030’a giden yolda dört temel yapı taşı üzerinden kurgumuzu yapıyoruz. Birincisi, yeni nesil bağlantı teknolojileri, nesnelerin interneti ve özellikle 5G. Bu başlığın içinde mobil bağlantı ve nesnelerin interneti önemli bir yer tutuyor. İkincisi, bulut ve veri merkezi mimarileri. Üçüncüsü, siber dayanıklılık. Ve dördüncüsü, insan zekâsı ile yapay zekânın birlikte çalıştığı hibrit sistemler. Hibrit sistemlerde odak noktamız sadece yapay zekâ değil, olmamalı. İnsan zekâsı, duygusal zekâ, kolektif zekâ ve adaptasyon zekâsını harmanlamalıyız. Bu dört yapı taşı ile kurumlara yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, önümüzdeki on yılın rekabet dinamiklerini de birlikte tasarlamayı hedefliyoruz.
Sözünü ettiğiniz bu teknolojiler çevresinde nasıl bir ekonomi dönüyor? Dünyada bu teknolojiler nasıl bir değer yaratıyor?
Devasa bir ekonomi oluştu ve oluşmaya da devam ediyor. 2030 yılına geldiğimizde dünyada 40 milyardan fazla nesnelerin interneti cihazı hayatımızın içinde olacak. Aynı dönemde 5G abone sayısı 6,3 milyara, yani toplam abonelerin yaklaşık yüzde 67’sine ulaşacak. Mobil veri trafiğinin ise yüzde 80’i 5G üzerinden taşınacak.
5G’nin gelişimi bulut pazarının gelişimiyle doğru orantılı. Bu nedenle bulut pazarı, yılda yüzde 22 gibi sürdürülebilir bir büyüme oranıyla genişliyor ve bulut harcamalarının yüzde 15'i doğrudan yapay zekâya ayrılıyor. Kurumların büyük bir bölümü artık dönüşüm stratejilerini bulut, yapay zekâ ve büyük veri üzerine inşa ediyor.
Bölgesel bazda oluşacak ekonomik değerler de çok çarpıcı. Örneğin Avrupa Birliği, 2030'a kadar dijital altyapıya 100 milyar euro yatırım planlıyor. ABD bulut bilişim pazarı, 813 milyar dolar seviyesine ulaşacak. Suudi Arabistan, Vizyon 2030 ile 100 milyar doları yapay zekâya, 21 milyar doları ise veri merkezlerine ayırıyor. Tüm bu yatırımların, 2030'a kadar küresel ekonomiye yaklaşık 20 trilyon dolarlık değer katması bekleniyor.
Yapay zekâ gibi yeni nesil teknolojilerinin devreye girmesi, siber güvenlik anlamında önemli bir risk de barındırıyor. Bu noktada hazırlıklı olmak adına şirketler neler yapmalı? Vodafone Business olarak bu konuda organizasyonlara nasıl bir destek sağlıyorsunuz?
Dijitalleşme arttıkça siber güvenlik konusu da teknik bir başlık olmaktan çıkıp stratejik bir zorunluluğa dönüşüyor. Küresel siber güvenlik pazarının 2030’a kadar 500,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2025 ile 2030 dönemindeki yıllık bileşik büyüme oranı ise yüzde 12,9. Ne yazık ki, siber suçlar 10 trilyon dolar ile adeta dünyanın üçüncü büyük ekonomisi haline geldi. Ortalama bir veri ihlalinin tespit edilmesi 258 gün sürüyor. İşte bu noktada yapay zekâ devreye giriyor. Yapay zekâ kullanan şirketler, bir siber ihlali ortalama 2,2 milyon dolar daha az maliyetle karşılaşıyor.
Siber güvenlik konusunun bu ölçekte artık bir teknoloji harcaması olarak değil, iş sürekliliği, itibar ve kurumsal dayanıklılık açısından stratejik bir yatırım alanı olarak ele alınması gerekiyor. Bu konu bizim de radarımızda yer alıyor. Vodafone, Türkiye’de 11 yıldır nesnelerin interneti alanında lider konumda ve 6,4 milyon M2M bağlantısıyla üretim ve hizmet sektörlerine kritik altyapı sunuyor. Tüm bu ekosistemi, 100’den fazla iş ortağı ve sayısı 250’nin üzerine çıkan uzman arkadaşlarımızla sağlıyoruz.
Türkiye’de ikisi İstanbul, birer tane de Ankara ve İzmir’deki dört veri merkezimiz ile tüm kamu kurumlarına ve işletmelere yüksek güvenlikli ve kesintisiz bir altyapı sağlıyoruz. İzmir’de faaliyete geçen merkez, 7 bin 500 metrekare toplam alana sahip. Gelecekte doğacak olan ihtiyaçlar için genişleme kapasitesine sahip olan bu merkezimizde, müşteriye özel çözüm esnekliğine sahibiz. Yüzde 100’e yakın çalışma süresi ve hata garantisi gibi müşteri güvenliğini en üst seviyeye çıkaran uygulamalarımız söz konusu.
Ankara’da bulunan Siber Güvenlik Operasyon Merkezi, şirketlerdeki siber olayların izlenmesini, raporlanmasını ve şüpheli olaylara anında müdahale edilmesini sağlıyor. Çok katmanlı bir yaklaşım içerisinde, SOC ve SIEM merkezlerimizle birlikte DDoS koruma, zero-trust mimarisi, uç nokta güvenliği ve gerçek zamanlı tehdit analitiği sağlıyoruz. Hedefimiz saldırı yüzeyini küçültmek ve olası bir ihlali saniyeler içinde tespit edip izole edebilmek. Güvenlik operasyon merkezlerimiz üzerinden tehditleri sürekli izliyor, hizmet engelleme saldırılarına karşı koruma, ağ ve uç nokta güvenliği ile kurumların dijital varlıklarını uçtan uca koruyoruz. Amacımız, olası bir güvenlik ihlalini en erken aşamada tespit ederek etkisini büyümeden kontrol altına almak ve iş sürekliliğini güvence altına almak.
Tüm merkezlerimizde kurduğumuz entegre yapının en büyük özelliği şu: Kurduğumuz sistemler sadece çalışmıyor, kendini yönetiyor ve kendini onarıyor. Aktif veri merkezi mimarileri, otomatik yük devretme, sürekli replikasyon ve SLA bazlı izleme sayesinde kritik sektörlerde iş sürekliliğini garanti altına alıyoruz.
5G teknolojilerinin devreye girmesi Türkiye için kritik bir gelişme. Öte yandan, Vodafone olarak globalde uzun yıllara dayanan bir 5G tecrübesine sahipsiniz. 5G’nin devreye girmesiyle özellikle B2B tarafında ne gibi yeni hizmetler sunacaksınız?
Sizin de belirttiğiniz gibi, Vodafone Grubu’nun geniş bir 5G havuzu ve deneyimi var. Beş kıtada 5G teknolojisi sağlayıcısıyız. Hem bireysel hem de kurumsal kullanım alanında çok önemli deneyimlerimiz var; bu da Türkiye’de bir adım öne çıkmamızı sağlıyor. Mevcut ürün ve çözümlerimizi 5G gücüyle şekillendirirken aynı zamanda tüm sektörlere özel yeni çözümleri devreye alıyoruz.
5G teknolojisiyle desteklenen Kablosuz Sabit Ağ (FWA) fiber altyapının bulunmadığı bölgelerde belirli kapasitelere kadar hızlı ve güvenli bağlantı imkânı sunuyor. İş sürekliliği perspektifinden, FWA çözümü yedekli bağlantı senaryolarına uygun yapısıyla kurumlara kesintisiz hizmet sağlarken, hızlı kurulum özelliğiyle de çeviklik kazandıracak. 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebekeler (MPN) ise özellikle üretim, enerji, maden, lojistik ve kampüs işletmeleri için devrim yaratacak.
Üretimde, gerçek zamanlı üretim hattı kontrolü, kalite ölçümü, artırılmış gerçeklik (AR) destekli bakım uygulamaları, insan-hata riskinin minimuma indiği otomasyon yapıları, lojistikte; otonom forklift ve otomatik yönlendirmeli araçların (AGV) yönetimi, robotik depo sistemleri, anlık durum izleme, kampüs ya da çalışma sahaları gibi alanlarda daha güvenli iletişim, yüksek yoğunluklu cihaz yönetimi ve kesintisiz operasyon sağlayacağız.
5G’nin sağladığı yüksek kapasite, cihaz yoğunluğu ve düşük gecikme sayesinde nesnelerin interneti çözümlerimiz de yeni kabiliyetler kazanıyor. Enerji sektöründe gerçek zamanlı tüketim takibi, akıllı şebeke uygulamaları, arıza tahmin sistemleri; tarımda sensör bazlı sulama, iklim kontrolü, verim optimizasyonu; perakendede akıllı raflar, müşteri akış analizi, stok otomasyonu; şehircilikte kavşak yönetimi, trafik optimizasyonu, şehir içi güvenlik sistemleri gibi nesnelerin interneti teknolojileri 5G teknolojisiyle daha da gelişerek hayatımıza girecek.
5G ile birlikte bulut tabanlı üretim yönetimi, gerçek zamanlı veri işlemeye yönelik yapay zekâ servisleri, 5G güvenlik mimarilerine uygun siber güvenlik katmanları gibi yeni servisleri portföyümüze ekliyoruz. Özellikle üretim ve hizmet sektörlerinde bu bütünleşik yapı işletmelere büyük hız ve esneklik kazandıracak.
Özetle, 5G ile sadece bağlantı hizmeti değil, işletmelerin rekabet gücünü ve dijital dönüşümünü artıracak uçtan uca dijital dönüşüm çözümlerini sunmaya devam edeceğiz. Amacımız, her ölçekten ve her sektörden organizasyonun 5G’nin yarattığı değer zincirine en hızlı ve en verimli şekilde dahil olmasını sağlamak.
Tüketiciler belki ihtiyaca göre 5G hizmetlerini kullanmayabilirler ama iş dünyası tarafında bu kritik bir teknoloji. Sizce 5G sanayi dönüşümüne nasıl bir katkı sağlayacak?
Makro düzeyde baktığımızda 5G, iletişimi hızlandırmanın dışında çok önemli işlevlere sahip. Örneğin bir ülke, dijitalleşme endeksinde bir puanlık artışa imza attığında şirketlerde yüzde 6 verimlilik artışı oluşuyor ve ekonomiye 26 milyar dolarlık ek GSYH katkısı sağlanıyor. Dolayısıyla dijitalleşme artık sadece teknolojik bir tercih değil, ülke ekonomisinin büyüme motoru diyoruz.
5G’nin Türkiye ekonomisine katkısı çok net ve önemli. Deloitte ile gerçekleştirdiğimiz Vodafone 5G Etki Analizi raporuna göre, 5G’nin ihracat hacmine katkısı 103 milyar lirayı geçecek. Tüm şirketler için yüzde 15 ila 20 oranında verimlilik artışı sağlayacak. Operasyonel maliyetlerde düşüş yüzde 15 ila 30, ilk beş yıldaki ekonomik katkısı 10,9 milyar lira olacak. Görüyoruz ki 5G bir teknoloji yatırımı değil, doğrudan bir ekonomik kalkınma yatırımı.
Sizlerle birkaç müşteri deneyimimizi paylaşmak istiyorum. Bu örnekler sadece sanayide değil, tüm sektörlerde sağlanacak verimliliği net bir şekilde ortaya koyuyor. Ford, İngiltere’nin Essex bölgesindeki elektrikli araç üretim tesisinde Vodafone Business ile birlikte bir 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke (MPN) kurdu. Bu altyapı sayesinde Ford, üretim süreçlerinde yüzde 30’a varan verimlilik artışı elde etti. Aynı zamanda kalite kontrol ve bakım süreçleri gerçek zamanlı hale geldi; hatalar daha oluşmadan tespit edilebiliyor.
Türkiye’de ise Yayla Agro işbirliğimiz güzel bir örnek. Yayla Agro’nun üretim tesisleri, lojistik merkezleri ve ERP sistemleri tek bir bulut mimarisi üzerinde birleştirildi. Daha düşük gecikme, daha yüksek üretim verimliliği ve daha sağlıklı stok yönetimi gibi önemli faydalar sağlandı.
Yeni nesil teknolojilerin gelişmesiyle hiper ölçekli veri merkezlerine yönelik ihtiyaç da artıyor. Bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Vodafone Grubu, dünyanın farklı yerlerinde 28 veri merkezine sahip. En fazla veri merkezi, şirketimizin genel merkezinin bulunduğu İngiltere’de. Buradaki yedi veri merkezini, dört merkezle Türkiye izliyor. ABD, Almanya, Yunanistan, Mısır, Yeni Zelanda, Nijerya ve Güney Afrika’da da veri merkezlerimiz bulunuyor.
Vodafone’un dört veri merkezi, organizasyonlara yüksek güvenlikli ve kesintisiz bir altyapı sağlıyor. 11 yıldır nesnelerin interneti alanında lider konumdayız; 6,4 milyon M2M bağlantısı ile Türkiye’nin üretim ve hizmet sektörlerine kritik bir altyapı sunuyoruz. Ekosistemin gücü, 100’den fazla iş ortağı ve 250 kişinin üzerinde ekiple destekleniyor. Veri merkezlerimiz sayesinde ülkemizin tüm verisi yurt içinde kalıyor ve daha güvenli bir ortam sunmuş oluyoruz. Az önce de söz ettiğim gibi İstanbul’daki iki merkezimizle birlikte Ankara ve İzmir’deki veri merkezlerimiz çok önemli ihtiyaçlara yanıt veriyor. Bu merkezlerimizi yeni teknolojilerle sürekli güncelliyoruz. Bu kapsamda İzmir’deki merkezimize 100 milyon dolar, Ankara’dakine ise 19 milyon dolarlık yatırım yaptık.
5G ile birlikte sürdürülebilirlik ve akıllı şehircilik çalışmalarınız nasıl değişecek? Özellikle net sıfır hedefleri kapsamında yeni projeleriniz olacak mı?
5G’nin en önemli artılarından birinin maliyetlerin düşmesi olduğunu söylemiştim. Bu da tüm organizasyonların sürdürülebilir büyümesine katkı sunacak. Bunun dışında iklim değişikliğiyle mücadele, kaynakların tasarruflu kullanımı gibi çok çok önemli kazanımlar da söz konusu olacak.
Sürdürülebilirlik ve karbon ayak izinin azaltılması ise yerel yönetimlerle işbirliğimizin öncelikli alanlarından biri. Akıllı şehirler kapsamında yapay zekâdan akıllı görüntü işlemeye, şehir içi ulaşımda dijitalleşme çözümlerinden park ve bahçelerde sürdürülebilir iklim destekli sistemlere kadar tüm noktalarda Vodafone Business hizmetlerini sağlayabiliyoruz.
Akıllı park, akıllı aydınlatma, atık yönetimi, tesis yönetimi mümkün hale geliyor. Giyilebilir teknolojiler, görüntüleme cihazları, güvenlik drone’ları ve diğer enstrümanlarla öngörülebilir bir güvenlik sistemi kurmak kolaylaşıyor. Okullar, hastaneler, kreşler gibi tüm kamu binaları, kültür merkezleri, spor tesislerinin güvenliği, temizliği, bakımı çok daha optimum hale geliyor.
Akıllı belediyecilik uygulamalarıyla vatandaş güvenliği alanında ise yapay zekâ destekli görüntü işleme çözümü hizmeti kapsamında, sarı çizgi ihlali, durak ve araç içi yoğunluğu, sürücü davranışlarının izlenmesi, telefon ve kemer kullanım uyarıları gibi yeni nesil teknolojiler kullanılıyor. Önümüzdeki dönemde kamu binalarının, park ve bahçeler gibi kamusal alanların enerji ve su tüketimlerinin Vodafone teknolojileriyle ölç–izle–yönet prensibiyle takip edilmesini sağlamayı hedefliyoruz. Böylece su israfının, yüksek elektrik tüketiminin ve olası arıza ya da kayıp/kaçak durumlarının anlık raporlanabildiği ve hızlı müdahalenin mümkün olduğu bir altyapıyı yaygınlaştıracağız.
Bu noktada Vodafone Grubu’nun hayata geçirdiği bir örnek, sürdürülebilirlik konusundaki katkıyı net bir şekilde gösteriyor. İngiltere’de her gün ortalama 3 milyar litre suyun sızıntılar nedeniyle kaybolduğu tahmin ediliyor; bu da bin 268 olimpik yüzme havuzuna eşdeğer. Vodafone'un dar bant nesnelerin interneti (NB-IoT) çözümünü kullanarak anlık basınç ve akış izleme sayesinde kaçaklar anında tespit edilmeye başlandı. İlk beş yılda yüzde 15, 2045'e kadar yüzde 50'den fazla kaçak azaltımı hedeflendi. Arızalar tahmin edilebilir hale gelerek operasyonel verimlilik arttı ve çevresel sürdürülebilirliğe önemli bir katkı sağlandı.
Vodafone Business olarak 5G ve yeni nesil dijital çözümlerimizle, daha yaşanabilir şehirler ve sürdürülebilir bir gelecek için kamu ve özel sektörle birlikte değer üretmeye devam edeceğiz.