Kriz Döneminde Farkındalık ve Değerlerle Çıkış Yolu Yaratmak

28 Mayıs 2020, Perşembe

Bugün hangi duyguyu ya da duyguları yaşadığınızın farkında mısınız?

Bugün, bilim insanları yaşanan salgın konusunda ortak bir seyir öngörüsünde bulunamadığı için birçok insan endişe, korku, üzüntü, mutsuzluk, huzursuzluk ve hatta kızgınlık gibi bir dizi farklı duyguyu aynı anda yaşayabiliyor.

Yaşadığımız günlerle ilgili iş dünyası insanlarının duygularını ve düşüncelerini tespit etmek amacıyla 26 - 29 Mart 2020 tarihleri arasında LinkedIn ağı üzerinden 119 kişinin     katılımıyla gerçekleştirdiğim ankette şu sonuçları elde ettim: Katılımcılara “Bugünlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduğumda yüzde 51’i endişeli, yüzde 20’si nötr ve yüzde 14’üyse mutlu olarak tanımladı. “Etrafınızdakiler genel olarak bugünlerde nasıl hissediyor?” sorusunda endişeli oranı yüzde 70’e çıktı. İkinci sırayı yüzde 16 ile korkmuş alırken mutlu olanların oranı yüzde 7’ye düştü. Görüldüğü üzere, yaşadığımız günlerin bilinmezliği her bireyde farklı karşılık buluyor.

Günümüzde yaşanan bilinmezliğin getirdiği farklı duyguların yönetilmesinin anahtarı farkındalıktır. Beyni farkındalıkla yönetebilmek ve değerler sistematiğini bilinçli bir şekilde kullanmak bu zorlu dönemde bize yeni kapılar açabilir. Bu noktadan yola çıkarak, anketimde katılımcıların değerlerini sorgulamak amacıyla “Bugünlerde en çok hangisine ihtiyaç duyuyorsunuz?” sorusu yönelttiğimde yedi farklı değerden birini seçmesini istedim: Umut, neşe, eğlence, tatmin, birliktelik, paylaşım ve üretkenlik.  Anket katılımcıları bu soruya üç önemli değer etrafında toplanarak cevap verdi. Yüzde 33’ü “umut”, yüzde 29’u “üretkenlik”, yüzde 17’siyse “birliktelik” dedi.

Psikiyatrist Jim Taylor "Personal Growth: Your Values, Your Life" yazısında değerlerin ilişkilerimiz, kariyerimiz ve her türlü aktivitemizde aldığımız kararları etkilediğini belirtiyor. Şu anki bilinmezlikte gösterdiğimiz yaklaşımlar da değerlerimize ve duygularımıza farkındalıkla yaklaşmakla yönetilebilir.

Anketime katılanların yüzde 87’si kendisini sorunları tespit edip çözümünü bulan; yüzde 6,5’i sadece çözüm üreten; yüzde 6,5’i de sadece sorun tespit eden olarak tanımladı. Sorunu tespit edip çözüm bulanlar, beyinlerinin görsel kapasitelerini aktif bir şekilde kullanırlar. Bu kapasitenin umut ve değerlere dair farkındalıkla harekete geçirilmesi, var olan durumda bilinmezliği daha kolay bir şekilde yönetmemize yardımcı olur. Bu noktada bazı soruların sorulması süreci önemli derecede destekleyecektir. Örneğin, “Neleri yaşamıma katarsam ya da hangi alışkanlıklarımdan vazgeçersem benim için yeni bir öğrenme olur ve bu öğrenmenin sonucunda kendime yeni kapılar açabilirim?” Bu tip güçlü sorular, her zaman insan beyninin çözüm bulma kapasitesine alan açar.

Beynin işleyişine farkındalıkla yaklaşmak, stres düzeyimizi ve sağlığımızı daha iyi yönetmemize ve stresle baş etme becerilerimizi geliştirmemize fırsat verir. McLean Hospital’ın bilim üst yöneticisi Kerry Ressler beynin tek bir birim olmadığını, farklı işlevleri gerçekleştiren farklı birimlerden oluştuğunu söylüyor. "Protect Your Brain From Stress" yazısında “beynin bir bölümünün bir yerle meşgul olduğu durumda diğer bölümlerinin, yaşamsal fonksiyonları gerçekleştirmek için yeterli enerjilerinin kalmadığının” altı çiziliyor. Bir başka deyişle, bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızda en ilkel kapasitemiz devreye giriyor. Sürüngen beyin, öncelikleri değiştirerek yaşamda bizi var etmek için hızla harekete geçiyor. Sürüngen beyin yönetimi ele aldığında artık gören göz görmez, işiten kulak işitmez hale gelir ve bedenin tüm enerjisi bir noktada toplanır. Memeli hayvanlarla birlikte gelişen duygusal beyin kapasitesi, yaşadığı tehdit algısının üzerine geçmişten gelen yaşanmışlıkların deneyimini ve bu deneyimler sırasında hissedilen duygularını alır, bizleri bir anda gözleri yerde, düşünen ve yoğun bir şekilde duygu deneyimi yaşayan çalışanlar haline getirir.

Bilinmezlikle başa çıkmak ve zorlu dönemlerde yolumuzu bulmak için yukarıda bahsettiğim “Protect Your Brain From Stress” makalesindeki önerilenleri, yaptığım koçluk çalışmalarındaki verilerimle yorumlayarak sizlere faydalı birkaç strateji öneriyorum.

Mevcut durum üzerinde hangi noktaları kontrol edebileceğinizi tespit edin ve buna uygun eylem adımları atın. Söz konusu durum üzerinde kontrol altına alabileceğiniz en az bir alan vardır. Bugün koronavirüs konusunda ne yazık ki henüz geliştirilmiş bir aşı olmasa da bilim insanları azimle bu konuda çalışıyor ve birçok ülkede aşı çalışmaları gerçekleşiyor. Etkin tedavi veya aşı konusunda bizlerin doğrudan yapabileceği çok fazla bir şey yok. Ancak bizim kontrolümüzde olan en az şu üç şey söz konusu: Kişisel temizlik konusunda en üst düzeyde özen göstermek, dışarıya çıktığımızda diğer insanlarla aramızdaki fiziki mesafeyi korumak ve zorunda değilsek evden çıkmamak.

İyi bir uyku çekin. Her akşam düzenli bir şekilde yeni vakaları, ölüm oranlarını ve önümüzdeki dönemde ne gibi değişiklikler olmasının beklendiğini takip ediyoruz. Bizim kontrolümüz altında olan bir durum olmadığı için bu bizi daha çok düşündürüyor ve uyumadan önce bu rakamları duymak, yavaş yavaş aralanan ama yakın zamanda kalkacağı pek de mümkün görünmeyen belirsizlik perdesini izlemek bizi daha çok uykusuz bırakıyor. Uyumadan birkaç saat önce cep telefonlarınızdan uzaklaşın. Doktorlar uykudan üç saat önce bir şey yememeyi tavsiye ederler. İşte bu öneriyi cep telefonlarınızda ve sosyal medyayla ilişkinizde uygulayın. Ressler, uyku yoksunu bir şekilde yaşamamızın önemli işler yerine getiren beyin bölgelerinin daha az çalışmasına neden olduğunu söylüyor. Bu noktaya dikkat ederseniz gün içinde daha sağlıklı ve doğru düşünebilirsiniz.

Düzenli olun ve disiplininizi koruyun. Kriz dönemi sakinleşmeye başlaması ile bir anda ofislere dönmemiz ve eski çalışma biçimlerimize yeniden adapte olmamız çok kolay görünmüyor. Bu bağlamda şirketler, çeşitli uzaktan çalışma planlamaları yapmaya çalışıyor. Ofiste olmadığınız zamanlarda var olan disiplininizin bozulması ve odağınızın kayması gün sonunda yapılmamış işler de birçok düzen ve disiplin sahibi çalışanın kabusu haline geliyor. Suçluluk duygusu kimi zaman diğer stres faktörlerinin de önüne geçebiliyor. Bu nedenle günlük yapılacaklar listesine sadık kalmak için listeyi gözünüzün önüne almak ve saat bazında kendinize bir plan oluşturmak diğer önemli bir noktadır.

Yardıma ihtiyacınız olduğunda telefon ya da Zoom, Skype gibi online platformlardan yardım talebinde bulunun. Fiziksel mesafe nedeniyle yardımdan uzak kaldığınızı düşünebilirsiniz. Aslında birçoğumuz işimizi uzaktan yürütüyoruz. Yani müşterilerimiz ya da çalışma arkadaşlarımızla aktif bir şekilde yan yana değil farklı platformlarda bir araya geliyoruz.  Bugün yapacağınız şey de bunun miktarını arttırmak. Daha çok iletişimde olmanız, yaşanan bu tecrit günlerinde bir nebze olsun daha tatmin zaman geçirmenize yardımcı olabilir.

Var olan koşulların getirdiği avantajları fark edin. Uzun yıllar ofislerde çalışan insanlar olarak evlere çekilmek tuhaf gelebilir. Rutinlerinizin değiştirmek zorunda olmak, değişime açık olmayan insanlar için oldukça zor olabiliyor. Ancak ev ortamında olmanın avantajlarını düşünmekte yarar var. Dört yıldır evden çalışan biri olarak ben birkaçını söyleyeyim.

  • Ofise ulaşımda zaman kaybınız olmuyor.
  • Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı oluşturmak daha kolay hale geliyor.
  • Evinizde çalışma şeklinizi ev halkına açıkladıktan sonra bölünmelerinizin iş yerinize göre daha az olacağını fark edip daha üretken olabiliyorsunuz.
  • Ailenize daha çok vakit ayırıp onlarla daha sıkı bir bağ oluşturabiliyorsunuz.

Zor günlerden geçiyoruz. Her birimiz kendi kutup yıldızımızı göremez olduk ve tekrar bulmaya çalışıyoruz. Tüm dünyayı saran, yaşamımızı tehdit eden ve tam bir bilinmezliğe yol açan salgın günlerinde değerlerimiz ve bireysel farkındalıklarımız, bu durumla baş etmek için çözüm yolları bulmamızda anahtar olacaktır. Bunun için yaşanan süreç içinde kontrol edebileceğiniz noktaları tespit edin. Yaşamınızın bütününde düzen ve disiplininize verdiğiniz önemi zaman ve koşullardan bağımsız koruyun. Fiziki uzaklığı yakınlaştırmanın yollarını bulun. Değişen koşulların yaşamınıza getirdiği, sizin için değerli fırsatlara kucak açın.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş