Dijital dönüşümün yalnızca teknolojik yatırım değil, aynı zamanda bir organizasyonel kültür ve istihdam stratejisi gerektirdiğine dair güçlü örneklerden biri McDonald’s Türkiye’nin son yıllardaki uygulamaları. Şirketin büyüme hamleleri, yüzeyde restoran açılışlarından ibaretmiş gibi görünse de, aslında bu genişleme daha derin bir dönüşümün işaretlerini taşıyor: öğrenen, uyumlu ve kapsayıcı bir işgücü yaratma çabası.
Türkiye genelinde 10 bini aşkın çalışanı bulunan McDonald’s Türkiye, istihdam yaklaşımını “çalışan sayısını artırma” hedefinden çok daha geniş bir organizasyonel stratejiye bağlıyor. Şirketin 2025 yılı boyunca 2 bin kişiyi daha işe alması, salt büyüme rakamı olarak değil; operasyonel çevikliğin, kültürel sürekliliğin ve dijitalleşme kapasitesinin korunması için tasarlanmış bir yatırım olarak değerlendirilebilir. Her yeni restoran, şirket için aynı zamanda yeni bir gelişim alanı. Turizm bölgeleri gibi yoğun operasyonlar, çalışanların dijital sipariş altyapılarını test ettiği, müşteri etkileşimi verilerini gözlemlediği ve süreçlerin sahada hızla iterasyona uğradığı birer laboratuvara dönüşüyor.
McDonald’s Türkiye’nin istihdam politikasının dikkat çeken tarafı ise kapsayıcılık. Kadın çalışan oranının yüzde elliyi aşması, şirketin dijital dönüşüm sürecini kültürel dönüşümle paralel yürüttüğünü gösteriyor. Bu yaklaşım, çeşitli işgücünün daha güçlü problem çözme kapasitesi yarattığına dair organizasyonel davranış literatürüyle uyumlu. Genç kuşakların işgücündeki ağırlığının artması da dijital hızın kültürle bütünleşmesini kolaylaştırıyor; yeni teknolojilerin adaptasyon süresi kısalıyor, çalışanların geri bildirim mekanizmaları güçleniyor.
İstihdam stratejisinin bir diğer kritik boyutu, şirketin yüksek yerlileşme oranı ile insan kaynağı arasındaki simbiyotik ilişki. Tedarik zincirinin yüzde doksan sekiz oranında yerel olması, çalışanların sahadaki öğrenme deneyimlerinin tedarikçilerle kurulan ortak iş ritmine de yansımasını sağlıyor. Böylece organizasyon yalnızca içsel olarak değil, ekosistem bazlı bir öğrenme sürecine de giriyor.
McDonald’s Türkiye uygulamalarının farklı ülkelerden yönetim ekipleri tarafından yerinde incelenmesi, organizasyonel öğrenmenin ulaştığı seviyenin dikkat çekici bir göstergesi. Dijital kiosklardan operasyonel tasarıma kadar uzanan yeniliklerin küresel organizasyon tarafından mercek altına alınması, şirketin istihdam stratejisinin yalnızca insan kaynağı yönetimi değil, aynı zamanda organizasyonel bilgi üretimi yarattığını ortaya koyuyor.
Diğer taraftan McDonald’s Türkiye’nin 2025 yılı için belirlediği, Türkiye ekonomisine 1 milyar dolarlık üretim katkısı hedefine ulaşması da, şirketin yerel tedarik ekosistemine dayalı yaklaşımının ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor. McDonald’s Türkiye CEO’su Mwaffak Kanjee, bu yaklaşımı; “306 restoranımız ve 10 bini aşkın çalışanımızla hizmet ağımızı genişletmeye devam ediyor, yüzde 98 yerlilik oranımızla güçlü bir biçimde bağlı olduğumuz bu topraklara katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz” sözleriyle dile getiriyor.
Kısacası McDonald’s Türkiye örneği, hızlı büyümenin ancak öğrenen bir kültür, kapsayıcı bir işgücü ve stratejik istihdam planlaması ile sürdürülebilir hâle geldiğini gösteriyor. Dijital dönüşümün başarısı, teknolojiden çok organizasyonun öğrenme hızında belirginleşiyor; McDonald’s Türkiye’nin yaklaşımı da bunun canlı bir vaka çalışması niteliğinde.