Mustafa Ünal

Sneaks Up Kurucu Ortağı ve CEO’su

“Yapay zekâ işimizin merkezinde olmaya başladı”


25 Mart 2025, Salı

Perakende sektöründeki yapılanma ve şirketin kurumsallaşması üzerine konuştuğumuz Sneaks Up Kurucu Ortağı ve CEO’su Mustafa Ünal, yapay zekâ, büyük veri ve robotik teknolojilerin gelişmekte olduğuna dikkat çekerek bu teknolojilerin perakende sektörünü derinden etkilediğini vurguladı. Ünal, “Bu kavramlar perakende sektöründe hem işgücü verimliliği hem de müşteri deneyimi açısından önemli bir dönüşüm yaratıyor” diyor.

Sizden Sneaks Up hikayesini dinleyebilir miyiz?

Aile olarak, ticaret hayatına 1989 yılında atıldık. Halıcılık yaparak başlayan ticari hayatımız beyaz eşya ve mobilya sektöründe devam etti. Üniversiteyi bitirdiğim dönemlerde, Türkiye’de yaşanan ikinci dönüşümle birlikte organize perakendeciliği büyütebilmek amacıyla araştırmalar yaparak öncelikle klasik giyimle yola çıktık. 2008 yılında Nike Türkiye ile tanışmamızla birlikte rotamızı değiştirdik.

O dönemde Nike Türkiye’nin en hızlı büyüyen iş ortaklarından biri olduk. Sonra kabımıza sığamayıp kendi yolumuza devam etme kararı aldık. Böylece öğrencilik dönemimden beri hayalini kurduğum kendi markam için araştırmalar yapmaya başladım, birçok yere seyahat ettim. Nike Türkiye de o dönemde bütün dünyada toptan kanal yönetimi uygulamalarında değişikliğe giderek uygun gördüğü iş ortaklarıyla ve yeni iş alanlarıyla pazarda görülmeyen uygulamaları hayata geçirme kararı almıştı. Bizim zaten hazırlığını yaptığımız projede Nike ile yollarımız bu şekilde yeniden kesişmiş oldu.

İlk mağazamızı 2014 yılında Marmara Forum’da açtık. Bu yıl da 10’uncu yılımızı kutluyoruz. Hatta geçtiğimiz günlerde, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde tüm iş ortaklarımız ve Sneaks Up dostlarını bir araya getirdiğimiz çok güzel bir kutlama yaptık. İlk mağazamızı açtıktan sonraki üç yılda markanın bilinirliğini artırmaya yönelik çalışmalara odaklandık. Sneaks Up’ı sneaker kültüründen ve basketboldan ilham alan bir mağaza konseptiyle oluşturduk. Tam da bu nedenle ilk logomuzda ayakkabı bağcığını konumlandırmıştık. En önemlisi de bu kültüre uygun çok özel ürünler ve koleksiyonları son tüketiciyle buluşturmaya başladık.

Mağazalarınızın yaygınlaşması çalışmalarına ne zaman başladınız?

Aynı dönemde özellikle basketbol ürün koleksiyonunun gelişmesi için yoğun bir şekilde çalışırken yeni mağazalar açmaya da devam ettik. 2019’da logomuzda değişiklik yapmaya karar verdik ve bu değişikliği de Zorlu mağazamızın açılışıyla gerçekleştirdik. Zorlu AVM’deki mağaza açılışında deneyime dayanan alışveriş konseptini getirerek Türkiye’de aynı anda kişiselleştirme istasyonları ve DJ uygulamalarıyla dikkat çekmeye başladık. Bu dönemde aynı zamanda Nike Jordan’ların dünyada daha da popülerleşmesi bizim için önemli bir gelişme oldu. Araya pandeminin girmesiyle dijitalde önemli bir atak yapmanın doğru bir zamanı olduğuna karar verdik. İlk altı ay boyunca dijital altyapımızı yenilemeye başladığımız bir dönem geçirdik. Bugün tam da o dönemdeki çabalarımız sayesinde, bu kadar çok perakende mağazasına sahip bir şirket olarak dijitalde de çok iddialı bir yerdeyiz. Satışlarımızın yüzde 25’ine yakınını Sneaksup.com ve mobil uygulama üzerinden gerçekleştiriyoruz. Bu platformlarda büyümeye ve yatırım yapmaya da devam edeceğiz.

Bizim için markanın ikinci faz dönüşümünü yaşadığı yer, ana kurguda İstanbul'da güçlü bir şekilde var olurken bir yandan da farklı şehirlerdeki varlığımızı arttırmaya karar vermek oldu. Bugün 10’uncu yılımızı kutlarken ülke genelinde 60’tan fazla mağaza ile Türkiye’nin önde gelen spor moda perakendesi markalardan bir tanesiyiz.

Bize deneyim mağazacılığı konseptinizden de söz eder misiniz? Bu yaklaşım markanıza neler katıyor?

Bu noktada kısaca Campus mağazalarımızdan bahsetmek isterim. İlkini İzmir’de açtığımız Campus mağazamızla alışveriş deneyimini bir başka boyuta taşıyarak mağazamızı insanların zaman geçirebileceği mekanlara dönüştürdük. Campus mağazalarımızda bugün basketbol sahası, skateboard alanı, tırnak boyama alanı, ürünlerin kişiselleştirilebileceği istasyonlar ve e-oyun gibi alanlarımız var. Bu mağazalar sadece alışveriş yapılacak bir yer olmanın ötesinde, insanların keyifli vakit geçirecekleri, sneaker’ları ve tüm spor giyim ürün seçkisini inceleyebilecekleri, sneaker tutkunlarını bir araya getirdiğimiz alanlar. Bu deneyimleri geliştirmek adına çeşitli planlar ve stratejiler geliştirmeye devam ediyoruz.

Başlangıçta basketbol severlere yoğunlaştınız ama bir yandan da artık spor ayakkabıların kullanımı kurumsal hayatta, iş dünyasında yaygınlaştı ve kabul edilir oldu. Bu gelişme sizin operasyonlarınızı nasıl etkiliyor?

Haklısınız, 2015 yılından itibaren konforlu bir seçenek olarak sneaker dalgası yayılmaya başladı. Bu havanın yaratılması da Nike ve Adidas gibi büyük markaların hem konfor konusunu hem de sneaker’ların takım elbise ve trençkot ile giyilebileceği vurgusunu gündeme getirdi. Sneaker’lar dünyaca ünlü büyük markalar kendi çizgilerini bu yönde oluşturdukça daha da popülerleşmeye başladı. Bugün geldiğimiz noktada ise birçok lüks marka, Nike ve Adidas gibi spor markalarıyla yeni koleksiyonlar yaratıyor. Klasik ayakkabı kültürü gitgide azalırken modada odak hem ayakkabı hem de tekstil ürünlerinde konforlu parçalara doğru evriliyor. Daha konforlu ürünler hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda.

Sneaks Up ilk yola çıktığında müşteri kitlesini üniversite öğrencileri ve daha çok erkek kullanıcılar oluşturuyordu. Bugün geldiğimiz noktada ise yaş skalamız 12’den 40’lı yaşlara kadar gidiyor. Özetle, hedef kitlemiz arasında sneaker tutkunları da var, sportif bir yaşam tarzını benimseyenler de. Sneaks Up olarak bizim basketbol, spor ve dans üzerinden etkileşim kurduğunuz bir iletişim dünyamız var. Basketbolun yanı sıra, hip hop’ın popülerleşmesine katkı sunmak için yaptığımız çalışmalar, desteklediğimiz isimler var. Bizim için spordaki ve danstaki en önemli unsur destekleyici olmak. Onlara bir alan açma konusunu çok önemsiyoruz.

Siz aslında bir aile işini alıp daha kurumsal bir yapıya dönüştürdünüz. Bize bu dönüşüm sürecini de aktarır mısınız?

Sneaks Up’ın bugün bu noktaya gelmesi kesinlikle bir ekip başarısı. Ben yalnızca liderlik ediyorum. Sneaks Up’ı kurarken elbette danışmanlık aldık, halen de almaya devam ediyoruz. Danışmanlık hizmetinden beklentimiz bizi bir noktadan başka bir noktaya götürmesi değil. Herkesten farklı yönlendirmeleri dinleyip kendi kültürümüzü oluşturmayı tercih ediyoruz. Sneaks Up’ın bundan sonra ulaşmak istediği nokta da bu kurumsallaşma sürecini tamamlamak. Bu doğrultuda da yeni bir yapılanmaya doğru ilerlediğimizi söyleyebilirim.

Kurumsallaşmanın ana organlarından birini de bence sürdürülebilirlik kavramı oluşturuyor. Yaptığınız işin sürdürülebilir olması için marka DNA’nızın içindeki süreçleri doğru tanımlayıp arkasına güçlü stratejiler kurgulamanız ve bunu bir kültür haline getirmeniz gerekiyor. Kurum olarak yaptıklarınızın yanında, aile olarak bu işi ne kadar sahiplendiğiniz ve gelecek nesillerin bunu yönetmek için neler yapacağı da oldukça önemli. Ben kendi adıma şunu söyleyebilirim, benim ailem benim gelişimim için bana alan açtılar. Ben de kişisel öğrenimimin en büyüğünü Nike Türkiye’den aldım.

Dijitalleşme de değişiyor, yapay zekâ gibi yeni teknolojiler geliyor. Bu muhtemelen alışveriş deneyimini ve sizin kullandığınız mobil uygulamayı, dijital erişim kanalını çok değiştirecek bir şey. Bu bağlamda ne gibi adımlar atıyor, ne gibi yatırımlar yapıyorsunuz?

Yapay zekânın dijital dünyadaki en büyük etkisi, daha kolay kişiselleştirme alanları yaratması. Bu da şunu etkiliyor, sayfalarca ürüne baktırmak yerine size tavsiyelerde bulunuyor; beğenebileceğiniz ürünü size öneriyor. Böylece kişiselleştirilmiş bir deneyime çok daha hızlı ve kolay bir altyapı sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Biz de uygulamamızda bu altyapıyı kurmak için çalışmalara başladık, testlerini yapıyoruz. Ayrıca tedarik zinciri yönetiminde de yapay zekâdan yararlanıyoruz.

Ürün koleksiyonlarımız belli miktarlarda olduğu için tedarik zinciri, o koleksiyonun hangi mağazada ne miktarda bulunması gerektiğine karar vermemizi ve ürün hangi mağazada az sattıysa raf ömrünü tamamlamadan önce ona göre bir aksiyon almamızı sağlıyor. Yapay zekâ bu yüzden işimizin merkezinde olmaya başladı.

Günün sonunda verileri yorumlayıp son kararı verenler marka ekibimiz olsa da bir verinin tüm mağazalardan aynı anda alınıp yorumlanması zaman yönetimi açısından çok kıymetli ve işimizi büyük oranda kolaylaştırıyor. Yapay zekâ, büyük veri ve robotik teknolojiler sürekli gelişiyor ve bu kavramlar perakende sektöründe hem işgücü verimliliği hem de müşteri deneyimi açısından önemli bir dönüşüm yaratıyor. Bu teknolojilerin artan kullanımı, perakende sektöründe hem operasyonel maliyetlerin azaltılmasını hem de müşterilerin beklediği gibi daha kişiselleştirilmiş ve interaktif bir alışveriş deneyimi yaratılmasını sağlıyor. Robotik teknolojilerin özellikle hizmet sektöründe çok daha fazla kullanılacağını öngörüyoruz. Bugün belki pahalı bir teknoloji ama belli bir zaman sonra daha ulaşılabilir ve daha yatırıma dönüşebilir hale geleceğini düşünüyoruz.

Hem Z kuşağı hem de iş dünyası sürdürülebilirlik konusuna çok önem veriyor. Aynı şekilde sizin kitleniz de markanın sürdürülebilirlik yaklaşımını önemsiyor ve bu yolla arada bir bağ kuruyor. Sizin bu konudaki yaklaşımınız nedir?

Az önce de bahsettiğim gibi, biz bir ürün üreticisi değiliz ama belirli koleksiyonları raflarımızda kullanıcılarımızla buluşturuyoruz. Bu yüzden satın alma süreçlerimizde markaların organik pamuk kullandığı ya da sürdürülebilir olduğuna inandığımız ürünlerini satın almaya çalışıyoruz. Bu ürünleri öne çıkaracak bir iletişim stratejisi kurguluyoruz. Mağazalarımızda sürdürülebilir koleksiyonlarla ilgili müşterilerimize farkındalık yaratmanın yanında, sürdürülebilir koleksiyonları tercih etmeleri konusunda da onları teşvik ediyoruz. Sürdürülebilir etiketi olan bir ürün satın aldığınızda, her bir ürünün bir ağaca dönüşmesi için TEMA Vakfı ile işbirliğimiz var. Sürdürülebilir etiketli bir ürün satın aldığınız her alışverişinizin sonunda sizin yerinize bir ağaç diktiğimizi size bildiriyoruz ve dolayısıyla çevreye karşı sorumluluğumuzu hatırlatmış oluyoruz. Bugüne kadar 40 bine yakın ağaç fidanı bağışladık; bu sayıyı daha da artırmayı hedefliyoruz.

Öte yandan sürdürülebilirlik kavramının sadece çevreyle ilgili olmadığını düşünüyorum. Tedarik aşamasından başlayarak tüm iş süreçlerimizde; topluma sunduğumuz katma değer ve yarattığımız ekosisteme, hatta kazancımızı paylaşmayı öğrenmeye kadar uzanan bir yolculuğu kapsıyor. “Biz sürdürülebilir bir markayız” demek belki çok iddialı bir ifade ama biz Sneaks Up olarak en azından bir denge kurmayı ve sürdürülebilirliğin bir parçası olmayı her zaman çok önemsiyoruz.

Peki 2025 ve önümüzdeki beş yıl için hedefleriniz neler?

Beş yıllık stratejik planlarımızın içinde 10’a yakın ülkede olma planımız var. Yakın coğrafya için çalışmalara başladık ve iyi bir mesafeye geldik. Yakın coğrafyadaki ülkelerle başlayıp ardından gelişmiş pazarlarda Sneaks Up bayrağını dalgalandırma hedefimiz var. Türkiye için hedeflerimize gelecek olursak da 100 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz. Bunu da aşağı yukarı üç yıl içinde tamamlayacağız. Şu an 60’ın üzerinde mağazamız var. Önümüzdeki yıl 75 mağaza sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. Globalde odaklandığımız bölgeler daha çok Azerbaycan ve Gürcistan gibi komşu ülkelerimiz. Kazakistan da hedeflediğimiz yerler arasında. Öte yandan, Balkan ülkelerinde basketbola ilgi yüksek olduğu için bu bölgelerde markamızı güçlü kılabileceğimizi düşünüyoruz.

Türkiye’de ise Anadolu’nun birçok şehrinde bulunacağız ve orada büyümeye devam edeceğiz. Önemli şehirlerde Campus mağazaları açmayı sürdürmek de yeni yatırım hedeflerimiz arasında yer alıyor. Şu an 900 olan çalışan sayımızı daha da artıracağız.

Bu yıl 10’uncu yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 10 yıllık yolculuk içerisinde birçok zorluk yaşadık. Bugün geldiğimiz noktada, oluşturmak istediğimiz kültürün yaygınlaştığını ve tüketiciyle doğru bir iletişim kurabildiğimizi görmek gerçekten çok keyifli. Öte yandan birçok insana dolaylı olarak dokunmak ve fayda sağlamak da bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş