Cenk Ulu

PwC Türkiye Ülke Kıdemli Ortağı

“Türkiye’de CEO’lar, Ekonominin Geleceğine Dair Çok Daha İyimser”

1 Şubat 2022, Salı

Pandeminin etkilerinin ortadan kalkmasıyla CEO’lar, küresel ve bölgesel ölçekte toparlanma hedeflerine odaklanıyor. Bununla birlikte dünya çapında değişen gündemlere ayak uydurmak veya öncü pozisyona gelmek isteyen şirketler risk ve fırsat olarak gördüğü alanlarda aksiyon alıyor. PwC Türkiye Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu ile, PwC’nin 25’inci Küresel CEO Araştırması çerçevesinde küresel ve bölgesel ölçekte katılım sağlayan CEO’ların yakın gelecek için ekonomik büyümeye dair öngörülerini ve potansiyel risk ve fırsatları konuştuk.

İlk olarak, PwC Türkiye olarak faaliyet alanlarınızdan ve sunduğunuz hizmetten bahsedebilir misiniz?

Elbette, PwC Türkiye olarak danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri alanında, 156 ülkede 295 bini aşkın çalışanla hizmet sunan global bir ağın parçasıyız. 40 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de hizmet veriyoruz. İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmir’de bulunan ofislerimizde yaklaşık 2 bin 400 kişilik bir kadromuz var. Özellikle pandemiyle birlikte ortaya çıkan toplumların ve iş dünyasının yaşadığı zorluklar karşısında doğru çözümler üretebilmek için Yeni Denklem adını verdiğimiz küresel bir strateji ortaya koyduk. Yeni Denklem ile sürdürülebilir sonuçlar elde etmeye yönelik ve güven inşa etmeye dayalı bir ekosistem oluşturmak amacıyla çalışıyoruz. Temel amacımızı, toplumda güven oluşturmak ve önemli sorunlara çözüm üretmek olarak özetleyebiliriz.

Hizmet alanlarımızdaki uzmanlığımız kadar sektörel birikimimiz ve yetkinliğimizle her sektörün özel ihtiyaçlarına dönük çözümler geliştiriyoruz. Finansal hizmetler, teknoloji, medya ve telekomünikasyon, enerji, altyapı ve doğal kaynaklar, taşımacılık ve lojistik, sağlık, ilaç ve yaşam bilimleri, kamu hizmetleri, perakende ve tüketici ürünler, otomotiv, endüstriyel üretim, inşaat ve mühendislik ve özel sermaye alanlarında çok kıymetli bir sektörel tecrübemiz var. Biz katma değerli hizmetlerimizi sunarken her zaman iş dünyasının ve toplumun artan beklentilerine cevap verebilmek için hem insanı hem teknolojiyi odağımıza alıyoruz.

25’inci Küresel CEO Araştırması, Türkiye’den katılan 88 CEO da dahil olmak üzere 89 ülke ve bölgeden yaklaşım 4 bin 500 CEO’nun iş dünyası ve ekonomiye dair öngörülerini ortaya koyuyor. CEO’lar genel çerçevede 2021 yılını nasıl değerlendirdi?

Küresel ekonomi 2020 ortalarından itibaren toparlanmaya başladı. IMF’ye göre küresel GSYİH 2022'de yüzde 4,9’luk bir büyüme gerçekleştirecek. Bu büyüme, bu 2021'de beklenen yüzde 5,9'luk büyüme beklentisiyle kıyaslanınca bir düşüş gibi görünse de pandeminin iki yıllık bir süreç içerisinde yarattığı etkileri düşününce önemli bir başarı. Aşıların yaygınlaşmasıyla birlikte 2021’de de devam eden toparlanma sayesinde, CEO’ların geneli hem kendi işi için hem genel ekonomi için gelecekten oldukça umutlu. Bununla birlikte, karşılaşacakları zorlukların ve pandeminin getirdiği kalıcı değişimin yaratabileceği potansiyel güçlüklerin de farkındalar. Türkiye’den araştırmaya katılan CEO’lar dünya geneliyle kıyaslandığında, gelecekteki tablo için çok daha iyimser. Türkiye’nin CEO’ları, ani gelişen gündemlere ve krizler alışkın, bu alışkanlık da onlara önemli tecrübeler sağlıyor, gelecek hakkında daha güvenliler. Öte yandan bu iyimserlik, bölgeden bölgeye göre de değişiyor. Dünyada pandeminin etkilerinden sıyrılma konusunda hâlâ asimetrik bir ilerleme var. Araştırma sonuçlarında da bunu görebiliyoruz: Brezilya, Çin, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki CEO'lar, büyüme oranları konusunda bir yıl öncesine göre daha az iyimser. Hindistan, Japonya ve Birleşik Krallık'taki CEO'lar geçen yılın başlarında kıyasla daha iyimser.

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri CEO’ların gelecek 12 ay içinde küresel ekonomik büyümeyle ilgili rekor düzeydeki iyimserliği. Bu iyimserliğin ardında yatan sebepler nedir?

Bu iyimserliğin altında yatan birkaç sebep var, ilki özellikle aşılanmanın yaygınlaşmasıyla beraber pandeminin azalmaya başlayan negatif etkisi. Ekonomi, kapanmaların ve seyahat kısıtlamalarının ortadan kalkmasıyla yeniden dayanıklılık kazanmaya başladı, bu da bir güven sağlıyor. Önceki yıllara baktığımızda CEO’ların en büyük endişelerinin pandemi, diğer sağlık krizleri ve aşırı regülatif uygulamalar olduğunu görüyoruz. Pandeminin çıkardığı sonuçlardan öğrenilen derslerse ikinci sebep; toplumlar, pandeminin yarattığı o ilk şaşkınlıktan çıktılar. Sokağa çıkma kısıtlamaları, salgından etkilenen insan sayısı ve salgına bağlı can kayıplarıyla ülkelerin ekonomik büyümesi arasındaki ilişkiyi fark ettiler. Tüm paydaşlar artık daha hazırlıklı. Bilinmezlik geride kalınca, haliyle yerini güvene ve iyimserliğe bıraktı… Bütün bunları kapsayan başka bir gerçek daha var: Kamu kuruluşları ister normale dönüyor olsun ister hâlâ aktif salgın yönetimi yapıyor olsun, ekonomik iyileşme gündemin merkezinde yer alıyor.

Bu iyimserliğin merkezinde, rakamsal göstergelerin küresel ekonominin gücünü ve esnekliğini geri kazandığına işaret etmesi ve CEO'ların belirsizlikleri yönetme becerisini kazandıklarına dair güven olabilir.

Aynı iyimserlik Türkiye için de geçerli mi?

Aynı iyimserlik hatta daha fazlası Türkiye için de geçerli. Küresel CEO’ların yüzde 77’si küresel ekonomik büyümenin güçleneceğine inanıyor, bu oran ülkemiz sonuçlarında yüzde 88. Türkiye’deki CEO’ların yüzde 72’si şirketlerinin 12 ay içinde büyüyeceğini düşünüyor.

Türkiye’de hangi sektörlerde büyüme yaşanacağı öngörülüyor?

Örneklemin boyutu itibariyle Türkiye özelinde sektörel ölçüm yer almıyor ancak küresel sonuçlara baktığımızda  şirketlerinin büyümesi konusunda en çok özel sermaye fonları CEO’ları (yüzde 67) kendilerine güveniyor. Onları, birbirlerine çok yakın seviyelerde yüzde 64 ile teknoloji ve yüzde 63’lük oranlarla gayrimenkul, ilaç ve yaşam bilimleri ve sigorta sektörleri takip ediyor. 

CEO’ların büyüme öngördüğü pazarlarda önemli içgörüler var ve sonuçlar çok ilginç. Küresel CEO’ların, şirketlerinin bulunduğu merkez ülke dışında, 12 ay içinde büyüme bekledikleri ülkeler ve bu ülkelerin sıralaması son üç yıldır değişmedi: ABD, Çin ve Almanya. Burada biraz detaya inmekte fayda var, bu sıralama değişmemiş olsa da sıralamadaki oranlar değişim gösterdi. ABD için büyüme beklentileri yüzde 27’den yüzde 40’a çıktı. Çin için büyüme beklentisiyse küçük olsa da bir düşüş gösterdi, yaklaşık yüzde 28’den yüzde 27’ye. Türkiye’nin büyüme beklenen pazarlar sıralamasında, daha önce listede olan Hindistan’ın artık liste dışı kaldığını gördük, buna karşılık daha önce listede olmayan Irak ve Azerbaycan’ın bu sene listede olduğunu görüyoruz. ABD, Almanya ve İngiltere Türkiyedeki CEO’ların büyüme beklediği pazarların ilk üçünü oluşturuyor. İngiltere, Brexit’le birlikte büyüme beklenen pazarlarda Türkiyedeki CEO’lar için umut verici bir pazar olmaya devam ediyor.

CEO’lar 2022 yılında ekonomiye dair hangi risk unsurlarını odak noktalarına alıyor? Bu risk unsurları küresel ve bölgesel ölçekte değişiklik gösteriyor mu?

Kısa vadeli ortak endişeleri, gelir kesintilerine sebep olabilecek potansiyel risklerle ilişkili. Bu risk algısı bölgesel ölçekte önemli mesajlar verecek kadar değişiklik gösteriyor. Bu yıl, küresel CEO’ların en önemli endişelerinde ilk sırayı yüzde 49 ile siber riskler oluşturuyor. Türkiye’deki her üç CEO’dan biri, siber risklerin ürün ve hizmet satışını etkileyeceğini düşünse de, onlar için hâlâ en önemli risk yüzde 69’luk bir oranla makroekonomik dalgalanmalar. Bunun en yüksek risk olarak ortaya çıkmasının sebebi, ticareti ve ihracatı doğrudan etkilemesi olabilir. Makroekonomik dalgalanmaların yaratacağı riskler, küresel CEO’lar için yüzde 43 ile üçüncü sırada.

Küresel CEO’ların endişelendikleri konular ile karşılaştırıldığında, iklim değişikliği konusu yine önemli bir farklılıkla karşımıza çıkıyor. Türkiye’deki CEO’ların risk olarak gördükleri konuların ikinci sırasında iklim değişikliği (yüzde 49) yer alıyor. İklim değişikliğini bir risk olarak değerlendiren küresel CEO oranı yüzde 33. Geçen yıl, küresel CEO’ların yüzde 60 gibi önemli bir kısmı iklim değişikliğini yönetimsel açıdan stratejik riskler arasında görmemişti.

Türkiye sonuçlarında, jeopolitik riskler yüzde 43’lük bir oranla üçüncü sırada yer alıyor, jeopolitik riskler, küresel CEO’lar için yüzde 32 ile beşinci sırada. Türkiye’deki CEO’lar için sosyal adaletsizlik (yüzde 28) de önemli bir risk, bu oran küresel CEO’lar da yalnızca yüzde 18. Sosyal adaletsizlik şirketlerin yetenekli insan kaynağına ulaşması ve elde tutması üzerinde de endişe yaratıyor.

Son olarak yukarıda bahsettiğimiz öngörüleri gerçekleştirmek adına CEO’lar bu yıl aksiyon tarafında ne tür değişikliklere gideceğini belirtiyor? Küresel ve bölgesel ölçekte kısaca bahsedebilir misiniz?

CEO’lar paydaşlarını mutlu edebilmek için, kısa vadeli iş hedefleri ve finansal sonuçlara dönük beklentileri karşılamak zorunda oldukları kadar, finansal olmayan sonuçlar konusunda da adım atmak gerektiğinin farkında. Her zaman her paydaşın liderlerden beklentisi aynı hizada olmayabiliyor. Yine de liderler, her paydaş için sürdürülebilir sonuçlar yaratma sorumluluğuna sahip. Çalışmaya katılan birçok CEO’nun uzun vadeli strateji gündemlerinde müşteri memnuniyeti, çalışan mutluluğu ve otomasyon veya dijitalleştirme ile ilgili hedefleri var. Yani elimizdeki ilk önemli iki çıktının, CEO’ların önümüzdeki 12 ay boyunca şirketlerinin büyüyeceğini düşünmesi ve müşteri ile çalışanlarının bağlılıklarına önem vermesi olduğunu söyleyebilirim. O zaman, müşterileriyle etkileşim kurma yetenekleri, müşteri memnuniyeti, güveni ve sadakati için yüksek bir müşteri deneyimi tasarlamaya odaklanabileceklerini düşünmek yanlış olmaz. Çalışan memnuniyetine burada bir vurgu yapmak istiyorum; şirketler daha fazla değer yaratabilmek için müşteriler kadar çalışanlarına da önem veriyor, yeteneği çekmek ve elde tutmak, çalışan beklentisine cevap vermek şirketler ve insan kaynakları profesyonelleri için kritik. İlerleyen dönemde ortaya önemli bir değer koymak isteyen liderlerin, çalışanların beklentilerine daha fazla kulak verdiklerini göreceğiz.

İklim krizine yönelik atılacak adımlar ise bir diğer önemli başlık. İklim krizi, özellikle Türkiye’deki CEO’lar için kritik bir önem taşıyor. Türkiye’deki CEO’lar müşterilerini, çalışanlarını ve diğer paydaşlarını önemsedikleri kadar, paydaş beklentilerini karşılayabilecekleri bir geleceğe sahip olup olamayacaklarını da önemsiyor. Buradan hareketle, ESG’ye konu olan her başlık için önemli adımlar göreceğimizi umuyorum. Bu konuların bazıları, iklim gibi artık bireysel bir mücadele alanı olmaktan çok uzak olup acil aksiyon alınmasını gerektiriyor. Liderlerin de, iş dünyasında kendi üzerine düşen görevleri yerine getirmek adına işbirlikleriyle ilerleyeceğini öngörüyoruz.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş