Sosyal sürdürülebilirlik olmadan gerçek bir dönüşümden bahsetmenin mümkün olamayacağına dikkat çeken Akbank Marka ve İletişim Başkanı Beril Alakoç, bir ileri dönüşüm projesi olarak hayata geçen “Dönüşümde Gelecek Var” çalışmasıyla insanı merkeze alan bir yaklaşım izlediklerini belirtiyor.
Akbank olarak sosyal etki projelerine büyük önem verdiğinizi biliyoruz. Bu gibi çalışmalar, sürdürülebilirlik yaklaşımınızda nereye oturuyor? Akbank olarak nasıl bir anlayışla hareket ediyorsunuz?
Akbank’ta kurumsal sosyal sorumluluğu, insanı merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu anlayışla çalışmalarımızı eğitim, girişimcilik, gönüllülük ve kültür-sanat olmak üzere dört ana başlıkta konumlandırıyoruz. Böylece sosyal ve ekonomik kalkınmayı destekleyen uzun soluklu bir toplumsal etki alanı oluşturmayı hedefliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz projelerle toplumun farklı kesimlerine temas etmeyi, farklı ihtiyaçlara duyarlı ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsemeyi öncelikli görüyoruz. Bu çalışmalarla, geçici katkıların ötesine geçen, sürekliliği olan, kapsayıcı ve uzun vadede toplumsal fayda üreten bir etki alanı oluşturmayı amaçlıyoruz.
Sürdürülebilirlik yaklaşımınızdan söz ederken daima “insan odaklı” olmaya dikkat çekiyorsunuz. Buradaki kastınız nedir? Organizasyonlar insan unsurunu gözetmek adına sizce nasıl bir strateji izlemeliler?
Sürdürülebilirlik artık hepimizin gündeminde çünkü gezegenimizin milyonlarca yılda yarattığı kaynakları son 50 yılda hızla kaybediyoruz. Bu süreç kaynaklarla doğrudan ilişkili olduğu için çoğu insan sürdürülebilirliği genellikle çevre ile ilişkilendiriyor. Ancak geçmiş deneyimlerimiz bize kritik bir farkındalık kazandırdı: Ekonomi ve çevre, sürdürülebilirliğin önemli birer parçası ama tamamı değil. Sosyal sürdürülebilirlik olmadan gerçek bir dönüşümden bahsedemeyiz. Çevresel, toplumsal, ekonomik etkinin ortak paydasında ise insan var.
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na baktığımızda bunu çok net görüyoruz: Toplumsal cinsiyet eşitliği, nitelikli eğitim, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme gibi hedeflerin merkezinde hep insan yer alıyor.
Akbank’ta bu bakış açısıyla şekillendirdiğimiz insan odaklı stratejimiz ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla iş dünyasına öncülük ediyoruz. “Sürdürülebilirlik insan için, hepimiz için” diyerek bir yandan finansal ve toplumsal gelişim odaklı pozitif etkimizi artırıyor, diğer yandan çevresel ayak izimizi azaltıyoruz. Bu farkındalıkla hareket eden kurumların attıkları her adımda paydaşlarını gözetmeleri, onları sürece dahil etmeleri ve sürdürülebilirlik için aksiyona geçebilecekleri deneyim alanları yaratmaları temel öncelikleri olmalı. Bir diğer önemli konu ise çalışmaların sürekliliği. Sürdürülebilirlik, istikrar ve devamlılıkla mümkün. Bu çerçevede uzun soluklu ve çok katmanlı fayda projeleri tasarlamak insana dokunan sürdürülebilirlik yaklaşımlarının da temelidir diye düşünüyorum.
Son olarak MEB işbirliğiyle “Dönüşümde Gelecek Var” başlıklı bir çalışma yaptınız. Bu projenin nasıl doğduğunu aktarır mısınız?
Dönüşümde Gelecek Var, Akbank genel müdürlük binasının renovasyon sürecinde kullanım dışı kalan birinci sınıf mobilyaları yeniden kullanıma sunma hedefiyle hayat buldu. Akbank’ın sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yaklaşık dört yıl önce attığımız bu adım, bugün ölçeği ve yarattığı etkiyle Türkiye ve Avrupa’nın en kapsamlı ileri dönüşüm projelerinden birine dönüştü.
Dönüşümde Gelecek Var kapsamında İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kurduğumuz ileri dönüşüm atölyesinde, öğrenciler ve öğretmenleri onlara sunduğumuz kaynaklarla yeni mobilyalar üretiyor. Gençler burada, hem ileri dönüşüm alanında teknik ve pratik bilgiler hem de ilk iş deneyimlerini kazanıyorlar. Üretilen sınıf, kütüphane ve oyun alanı mobilyaları okulları dönüştürürken, çocuklar da çok daha güvenli, konforlu ve keyifli bir eğitim ortamına kavuşuyor.
Aynı zamanda Dönüşümde Gelecek Var kapsamında Hatay Bekbele Fatih İlkokulu’nda Hatay’ın ilköğretim seviyesindeki ilk ileri dönüşüm becerileri atölyesini de hayata geçirdik. Bu atölyede çocuklar, ileri dönüşüm ve sıfır atık konularında bilgi edinirken, uygulamalı çalışmalarla el becerilerini geliştiriyor. Tüm bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığımız ile yakın bir işbirliği içerisinde ilerledik.
Peki projenin şimdiye kadarki çıktıları ne oldu? İleri dönüşüm çalışmalarının öğrenciler açısından etkileri konusunda neler söylersiniz?
Dönüşümde Gelecek Var kapsamında bugüne dek bin 311 okula 18 bin mobilya kazandırarak 398 bin çocuğun eğitim deneyimini iyileştirdik. Bu süreçte ileri dönüşüm faaliyetleri sayesinde 406 ton karbon salımı engellenerek çevresel fayda yarattık. MEB ile imzaladığımız protokol ile birlikte buradaki üretimin devamlılığını sağlamayı hedefliyoruz.
Projenin ilk fazında ileri dönüşüm atölyemizde gençlerimiz ilk iş deneyimlerini kazandılar. Malzemelerin nasıl bir değere dönüşebileceğini deneyimlediler ve sürdürülebilir üretimin yarattığı etkiyi keşfettiler. Aynı zamanda okullara kazandırdıkları mobilyalarla dayanışmanın bir parçası oldular. Böylece gençler teknik becerilerini geliştirmelerinin yanı sıra çevre bilinci, dayanışma ve sorumluluk algısını da güçlendiren bir deneyim yaşadılar.
Bu çalışma önümüzdeki dönemde nasıl yaygınlaşacak ve evrilecek?
Projemiz kamu–özel sektör işbirliği modeliyle ölçeklenerek sunduğu değeri artırmaya devam ediyor. Yeni dönemde meslek liselerinin mobilya ve iç mekân tasarımı eğitim modeline ileri dönüşüm odaklı bir modül entegre edilecek. Bunun için öncelikle bin öğretmen bu alanda uzmanlaşmak üzere eğitimci eğitimlerine katılacak. Meslek liselerinde ileri dönüşüm teknik eğitimleri ise 2026–2027 eğitim ve öğretim yılı itibarıyla başlayacak.
Bu protokolle birlikte Türkiye çapında binlerce öğrenci kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tasarım ve yeniden kullanım gibi geleceğin üretim anlayışını şekillendirecek konularda güçlü bir donanım kazanacak. Ayrıca öğrenciler, ileri dönüşüm tekniklerini öğrenirken, problem çözme ve üretim disiplini gibi alanlarda da bilgi sahibi olacaklar. Bu da onların mezuniyet sonrasında istihdam edilebilirliklerini ve sektörel uyumlarını güçlendirecek. Biz bu nedenle protokolün ikinci fazını, meslek liselerinde yeni nesil üretim kültürünü güçlendiren stratejik bir adım olarak görüyoruz.
Aynı zamanda Millî Eğitim Bakanlığımız kullanım dışı veya işlevini tamamlamış mobilya envanterini sağlayarak, İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde üretimin kesintisiz şekilde devam etmesine destek olacak. Bu sayede daha fazla okulun eğitim ortamlarının iyileştirilmesini hedefliyoruz. Akbank olarak biz ise ileri dönüşüm sürecinin altyapısını kuruyor, atölyelerin ekipmanını sağlıyor, eğitim programlarını ve operasyonel süreçleri destekliyoruz. Böylece kamu ve özel sektörün farklı yetkinliklerini bir araya getirerek örnek gösterilecek bir iş birliğine imza atıyoruz.
Akbank olarak çok boyutlu fayda üreten bu projeyi tüm gücümüzle desteklemeye devam edeceğiz. Çevresel etkiyi toplumsal gelişim ve ekonomik kalkınmayla bir araya getiren kalıcı modeller geliştirmeyi de sürdüreceğiz.