Cem Bölükbaşı

Türk Yarış Pilotu

Ara Kesit: Cem Bölükbaşı

14 Nisan 2026, Salı

Cem Bölükbaşı ile simülasyondan gerçek pistlere uzanan yolculuğu, başarının ardındaki disiplin ve motor sporlarının geleceğini konuştuk.

E-spor dünyasında başlayıp Formula 2 serisinde yarışan ilk Türk yarış pilotu oldunuz. Sanal dünyada kazandığınız becerilerin gerçek pist performansınıza sağladığı katkılardan bahsedebilir misiniz ve sizi sanal pistlerden gerçek pistlere taşıyan şey ne oldu?
Teknolojinin merkezinde olduğumuz bir çağdayız ve artık simülasyon antrenmanları, dünyadaki tüm motor sporları serilerinin en kritik faktörlerinden biri haline geldi. Öyle ki Formula 1’de dahi araçları geliştirmek adına sadece bu alana odaklanmış simülatör pilotları görev yapıyor; simülasyonu gerçeğe daha da yakınlaştırabilmek için devasa bütçeler harcanıyor. Bu noktada başarıyı getiren temel unsur, sanal dünya ile gerçeklik arasındaki o ince çizgiyi en iyi yakalayan taraf olmak. Simülasyonunuz ne kadar gelişmiş ve gerçeğe ne kadar yakınsa, aracı dijital ortamda hazırlayıp gerçek piste o kadar büyük bir avantajla taşıyabiliyorsunuz. Kendi kariyerimde de en önemli dönüm noktalarından biri bu oldu. Simülasyon yarışlarından kazandığım tecrübeyi gerçek pistlere başarıyla aktarabildim. Antrenmanlarımın büyük bir kısmını bu platformlarda gerçekleştirdim. Daha önce hiç çıkmadığım bir pistte veya hiç sürmediğim bir araçta bile, simülasyondan edindiğim deneyimler sayesinde hem pistin karakterini ezberlemiş hem de aracın tepkileri hakkında derin bir bilgi sahibi olmuştum. Gittiğim pistlere her ne kadar ilk kez ayak basıyor olsam da, dijital dünyada o virajları on binlerce kez dönmüş olmanın verdiği özgüven benim en büyük avantajım oldu.

Dijital dünyadan gerçek pistlere uzanan bu geçiş sürecindeki en kilit faktör, şüphesiz Borusan Otomotiv oldu. Sayın Levent Kocabıyık’ın vizyonu ve bana tanıdığı imkan sayesinde kariyerim yepyeni bir boyut kazandı. Kendileri bana bir şans vererek direksiyon başına geçmemi sağladılar. Gerçek araçla yaptığımız antrenmanlarda sergilediğim performanstan sonra, Fransa’da kariyerimin ilk yarışına çıktım.

O günden itibaren desteklerini bir an olsun esirgemediler ve bu süreç benim için bir dönüm noktası oldu. Borusan Otomotiv’in profesyonel yaklaşımı ve sürekli desteğiyle, simülasyon dünyasından gelen bir tutkuyu gerçek bir yarış pilotu kimliğine dönüştürmeyi başardım.

Motor sporları, başarı kadar hata ve hayal kırıklıklarını da barındıran bir alan. Kariyerinizde gelişiminize en çok katkısını olduğunu düşündüğünüz zor an hangisiydi?

Geriye dönüp baktığımda; karşılaştığım tüm zorlukların ve imkansız görünen anların beni bugünkü ben yapan temel taşlar olduğunu görüyorum. Başarılar kuşkusuz motivasyon kaynağıdır ancak asıl gelişim, başarısızlıkların içindeki derslerde gizlidir. Hatalar size neyi yanlış yaptığınızı değil, neyi daha iyi yapabileceğinizi gösteren en dürüst aynadır.

Kariyerimdeki ilk galibiyetim bana çok şey öğretti, evet; fakat beni asıl ileriye taşıyan, kaybettiğim yarışlar oldu. Kazanmadığım her yarış, kazandıklarımdan çok daha fazla veri ve deneyim sundu bana. Bir hata sonucu geriye düştüğümde, o anı sadece bir kayıp olarak değil, bir gelişim fırsatı olarak gördüm. Nerede yanlış yaptığımı analiz edip, aynı hatayı tekrarlamamak üzerine bir disiplin inşa ettim.

Her geçen gün, her yarış ve her turda kendimi yeniden inşa etmeye odaklandım. Fiziksel dayanıklılığımı ve sürüş tekniğimi en üst seviyeye çıkarmak için çalıştım. Bu süreçte en büyük stratejim, iyi yaptığım şeylerle avunmak yerine, eksik olduğum noktalara odaklanmaktı. Kısacası; en büyük zayıflıklarımı, üzerine en çok çalışılan ve en iyi olan avantajlarıma dönüştürdüm

Yüksek hız ve kontrolü aynı anda yönetmek yalnızca fiziksel değil, güçlü bir zihinsel hazırlık da gerektiriyor. Yarış öncesinde kendinizi bu duruma hazırlamak için uyguladığınız bir mental rutin ya da ritüel var mı? Örneğin dinlediğiniz bir müzik, aklınıza gelen bir söz ya da özel bir hazırlık yöntemi?

Hazırlık sürecimde ritüellere dayalı spesifik bir yöntemim olmasa da, zihinsel odaklanma adına vazgeçmediğim bir alışkanlığım var: Kaskımı yarıştan bir tık daha erken takmak. Kaskın o kendine has, dış dünyayı izole eden sessizliği içerisinde kendimi sakinleştiriyorum. O an benim için yarışın başladığı an oluyor; tüm yarışı zihnimde canlandırmaya başlıyorum.

Hangi viraja nasıl gireceğimi, hangi noktada nasıl çıkacağımı, rakiplerimi nerede ve nasıl geçeceğimi, turlarımı hangi tempoda atacağımı tek tek kafamda kurguluyorum. Yarışın her anını, gözümde canlandırıp aracın içine öyle oturuyorum. Direksiyon başına geçtiğimde artık her şeyin planı kafamda hazır oluyor; geriye kalan tek şey, o planı kusursuz bir şekilde pistte gerçeğe dönüştürmek.

Motor sporlarının geleceğini düşündüğünüzde; elektrikli araçlar, simülasyon teknolojileri ve yapay zekâ pilotluk mesleğini sizce nasıl değiştirecek?

Otomotiv dünyasındaki dönüşüme rağmen, elektrikli araç döneminin motor sporlarında mümkün olduğunca erteleneceğini düşünüyorum. Özellikle Formula 1’in öncülüğünde geliştirilen bio-yakıt teknolojileri, içten yanmalı motorların o karakteristik ruhunu ve sesini biraz daha korumamıza olanak tanıyacaktır. Ancak öte yandan, yapay zekânın motor sporlarındaki yükselişi kaçınılmaz bir gerçek. Yapay zekânın yarış pilotlarından daha çok mühendislik ve strateji tarafında kontrolü ele alacağına inanıyorum; özellikle anlık yarış stratejilerinin kurgulanmasında devrim yaratacak bir yardımcı pilot gibi konumlanacaktır.

Sonuçta bir değişim yaşanıyor ve bu değişimi dirençle karşılamak yerine kabullenmek gerekiyor. 'Yapay zekâ olmamalı, her şey sadece mekanik ve insan faktöründen ibaret kalmalı' diye diretmek yerine, yeni teknolojilere hızla ayak uydurmamız gerektiğine inanıyorum. Eğer yapay zekâ gibi bir teknolojiyi avantajımıza dönüştürebiliyorsak; asıl hedefimiz onu herkesten daha iyi kullanıp, rakiplerimizin önüne geçmek olmalıdır. Geleceğin motor sporlarında kazananlar, sadece en iyi sürüşü yapanlar değil, teknolojiyi en verimli şekilde entegre edenler olacaktır.

Genç nesil hakkında sıkça dile getirilen bir görüş var: Daha hızlı sıkılan, başarıya kısa yoldan ulaşmak isteyen ve uzun soluklu çabaya eskisi kadar hevesli olmayan bir kuşak oldukları söyleniyor. Siz genç yaşta başarılı bir kariyer inşa etmiş biri olarak bu yorumlara nasıl bakıyorsunuz?

Günümüzde her şeyin çok hızlı tüketildiği, dikkat sürelerimizin azaldığı ve her şeyden çok çabuk sıkıldığımız bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir dönemde; insanın tüm hayatını adayabileceği, yapmaktan asla sıkılmayacağı o 'tek şeyi' bulabilmesi belki de tarihin en zor sınavı haline geldi. Gittikçe zorlaşan bu arayışın içinde, tutku duyacağınız o alanı keşfetmek artık her zamankinden çok daha değerli. Çünkü dünya ne kadar hızlı değişirse değişsin, ne olursa olsun seveceğiniz ve hayatınızdaki tüm öncelikleri uğruna feda edebileceğiniz bir hedefiniz olmalı.

Benim için bu hedef, her zaman motor sporlarının o devasa dünyasının bir parçası olmaktı. Her günümü bu yolda gelişmek için kullanıyor, bir önceki günden daha iyi olmaya çalışıyorum. Beni sıkılmadan devam ettiren en büyük güç bu amaç. Elbette her zaman çok yüksek bir motivasyonla uyanmıyorum; ancak tam bu noktada disiplin devreye giriyor. Her gün motivasyonunuz en üst seviyede olmayabilir ama disiplininiz her zaman orada olmak zorunda

Bugün birçok genç için ilham veren bir rol modelsiniz. Yeteneklerini keşfetmek ve hayallerinin peşinden gitmek isteyen gençlere tavsiyeleriniz neler olur?

Bence en kritik nokta; yeni bir şeye başlamaktan, yeni bir yol denemekten ve en önemlisi o yolda başarısız olmaktan korkmamaktır. Günümüzde insanların önündeki en büyük engelin, 'Ya yapamazsam, ya yeterince iyi olamazsam?' korkusu olduğunu görüyorum. Oysa gerçek şu ki; hayat boyu denediğimiz çoğu şeyde en iyi olmayacağız, çünkü yeteneklerimiz doğası gereği belirli alanlarda limitli. Ancak 'en iyi' olmadığınız o alanları cesaretle keşfederken, aslında çok iyi olabileceğiniz o tek ve gerçek tutkunuzu bulabilirsiniz.

Denemekten, yanılmaktan ve hata yapmaktan asla çekinmeyin. Çünkü insan, ancak hata yaptıkça doğru olanı öğrenir. Bu dünyada her şeyi ilk seferde doğru yapan ya da hayatı boyunca hiç hata yapmamış tek bir kişi bile yoktur. Hata yapmak, gelişimin en doğal parçasıdır

Daha fazla Türk pilotunu Formula pistlerinde görebilmemiz için sizce sistemde ne tür yenilikler ve değişimler yapılmalı?

Türkiye’de motor sporlarındaki değişimin emin adımlarla ve doğru bir yönde ilerlediğini düşünüyorum. Artık dünya çapındaki serilerde çok daha fazla Türk pilotun yarıştığını görmek gurur verici; umarım bu sayı artarak devam eder. Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) bu noktada birçok yenilikçi şampiyonaya ve gelişim odaklı organizasyona imza atarak sürece büyük katkı sağlıyor. Öte yandan, dünyanın en iyi pistlerinden biri olan İstanbul Park’ın daha aktif kullanılıyor olması çok kıymetli. En büyük temennim, Formula 1’in ve diğer prestijli uluslararası serilerin tekrar Türkiye’ye dönmesi ve bu sayede ülkemizdeki motor sporları kültürünü yeniden canlandırabilmemizdir.

Asıl hedefimiz, bu sporu sadece izlenen bir etkinlik olmaktan çıkarıp bir hayale dönüştürmek olmalı. Bugün çocuklarımız ve gençlerimiz nasıl basketbolcu ya da futbolcu olmanın hayalini kuruyorsa, onlara 'yarış pilotu' olma hayalini de aşılayabilmeliyiz. Genç kardeşlerimizin bu spora olan ilgisini profesyonel bir vizyona dönüştürebilirsek, geleceğin şampiyonlarını bugünden yetiştirmeye başlamış oluruz.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş